|
MARAŞ KURTULUŞ MÜCADELESİNDE
ERMENİ MEZALİMİ
Doç. Dr. Ahmet EYİCİL*
Ermeniler, Avrupalı
devletlerin ve Amerika'nın desteğinde Anadolu'da bir Ermenistan
kurmak istiyordu. Fakat hazırlanan çeşitli raporlara göre
Anadolu'da bir Ermenistan kurmak mümkün değildi. Çünkü nüfusları
az ve toprakları yoktu. Toprak ancak iyi bir askerî kuvvetle
elde edilebilirdi. Oysa Ermenilerin kuvvetleri de yoktu. Bu askeri
yardımı daha önce Rusya, İngiltere ve Fransa'nın yapmadığı
gibi Amerika'nın da yapması mümkün değildi.
I. Dünya Savaşı sırasında isyan ederek Türk ordusunu arkadan
vurmaları sebebiyle 10 Nisan 1915'te Maraş'tan tehcir edilen
Ermenilerin 22 Ekim 1918 tarihinden itibaren şehre geri dönmelerine
Meclis-i Vükelaca karar verildi. Demiryolu ile dönen mültecilerin
ulaşımı ücretsiz yapıldı. Kendilerine sağlanan kolaylıklardan
yararlanan çok sayıda Ermeni kısa sürede Maraş'a geri döndü.
Ermeniler gittikleri yerlerde, Kilikya (Çukurova) ve Urfa'da
birer Ermenistan devleti kuracaklarını ve bu iki Ermeni hükümeti
arasında Müslümanları sıkıştıracaklarını söyleyerek
buralarda yaşayan Müslümanlardan çok zulüm gördükleri
propagandasını yaptılar. Propaganda etkisinde kalan doğu
vilayetlerinde yaşayan Ermeniler amaçlarına ulaşmak için,
Maraş, Antep, Urfa ve Adana'ya göç etmeye başladılar.
22 Ekim 1919'da Ermenilerin Maraş'ta Müslümanlara işkence
yaparak intikam alacakları iddiaları yayıldı. Cebel-i Bereket
(Osmaniye) Valisi Yüzbaşı Andre 29 Ekim de Maraş'ı ziyaret
etti. Halk, Fransızların şehre gelişini protesto eden
telgraflar gönderdi. Fransızların yanına gelen Ermeni
lejyonlarının muhtemel saldırılarına önlemek için Kuvây-ı
Milliye harekete geçti.
30 Ekim 1918 Mondros Ateşkes Anlaşması'ndan sonra guruplar
halinde Maraş'a gelen Ermenilere Türkler tarafından her türlü
insanî yardım yapıldı. Sekiz ay süren İngiliz işgali döneminde
asayişi bozucu bir harekette bulunamadılar. Fakat Fransızların
gelmesiyle şımaran Ermeniler, güvenliği bozucu davranışlarda
bulunmaya başladılar. Sağa sola ateş etiler ve kadınlara sarkıntılık
yaptılar.
Bir polis memurunu yaraladılar ve Berber Ökkeş'i katlettiler.
Şeyh Mahallesinde bulunan kahvehanedeki Müslümanlar üzerine
bomba attılar. Kahvehanede bulunanlardan bir kişi öldü dört
kişi de ağır bir şekilde yaralandı. Suçlular elini kolunu
sallaya sallaya kiliseye girdiler. Fransız karakolunun çok yakınında,
savunmasız iki Müslüman yine Ermeniler tarafından süngü ile
şehit edildi. Nakip Camii'nde bulunan iki çocuğu da kaçırarak
işkence ettiler.
*
Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi (KSÜ) Fen Edebiyat
Fakültesi Tarih Bölümü Başkanı.
20. Kolordu Kumandanı Ali Fuat Paşa'nın Ankara'dan 17 Ağustos
1919 da 3. Ordu Müfettişi Kurmay Başkanı Kazım Bey'e yazdığı
yazı. Aynı yazı Atatürk'e de yazıldı. Atatürk, Nutuk, Atatürk
Kültür Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Atatürk Araştırma Merkezi,
Ankara 1998, s.71.
Ahmet Eyicil, Osmanlı'nın Son Döneminde Maraş'ta Ermeni Siyasî
Faaliyetleri, Gün Yayıncılık San. ve Tic. Ltd. Şti., Ankara
1999, s.341.
Osmanlı Belgelerinde Ermeniler (1915-1920), (O.B.E.) Başbakanlık
Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü Osmanlı Arşiv Dairesi Başkanlığı,
Yayın Nu:14, Ankara 1994, s. 176.
O.B.E., s.248.
Türk İnkılâp Tarihi Enstitüsü Arşivi (TİTEA), kutu no 22,
belge no 19.
Heyet-i Temsiliye Tutanakları, Hazırlayan:Uluğ İğdemir, Atatürk
Kültür Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Türk Tarih Kurumu yayınları
XVI. Dizi- Sa. 26a, Ankara 1989, s. 86.
"The 22 Days of Marash: Paper on the Defense of the City
Against Turkish Forces Jan.- Feb. 1920", The Armenian Rewiev
, Vol. 31, (Spring 1978), 47-69, s. 65.
Arşiv Belgelerine Göre Kafkaslar'da ve Anadolu'da Ermeni
Mezalimi (A.B.G.K. A.E.M)., Başbakanlk Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü
Osmanlı Arşiv Dairesi Başkanlığı, Yayın Nu: 34. Ankara
1997. C.3., c.3., s.105.
Maraş'a gelen Fransız birliklerinin arasında 40 Cezayirli Müslüman
ve 3000 Ermeni askeri vardı. Fransız üniforması giymiş Ermeni
lejyonları devriye gezerken 31 Ekim 1919'da Müslüman kadınlara
sataşmaya ve halka zulüm etmeye başladılar. "Daha peçeli
gezecek misiniz? Serbest olunuz." gibi sözler söylediler.
Kadınlara sarkıntılık yapanlara engel olmaya çalışan,
jandarma görevinden ayrılmış olan Çakmacı Sait Ermeni kurşunlarıyla
yaralandı ve daha sonra aldığı kurşun yarasının tesiriyle
şehit oldu. 500 kişilik kafileler halinde şehre gelen ve Fransız
askerî üniforması giyen Ermeni lejyonları vatandaşlardan
umumhaneyi sordular. Ayrıca "Yaşasın Kilikya Ermenistan!
Kahrolsun çekemeyenler!" diye slogan attılar. Ayrıca
hakaret amacıyla Fırından aldıkları ekmeği ayakları altına
alarak tepelediler.
Ermeniler, Fransızların Maraş'ı işgalinin ikinci günü olan
31 Ekim 1919'da sokak ve caddelere çıkarak halkı rahatsız
etmeye başladılar. Maraş'ta bulunan Ermeniler, yaptıkları içkilerden
yeni gelen misafir Ermeni askerlerine ikram ederek onları şereflendirdiler.
Sarhoş olan Ermeni askerlerden birkaçı tarihi Uzun Oluk Hamamından
çıkan Müslüman kadınlara sataştılar. Zorla yüzünü açarak
"Burası artık Türklerin değildir. Fransız memleketinde
peçe ile gezilmez. Çarşafa ihtiyaç yoktur! Yüzünüzü açınız!
" diye bağırarak sarkıntılık etti. Kadınların çığlık
atarak yardım istemeleri üzerine yan taraftaki dükkanda sütçülük
yapan ve adı İmam olan bir Türk, "Bire densizler, yaptıklarınız
yeter!" diyerek askerlerin üzerine gitti. Tabancasını çekerek
askerlerden birini öldürüp ikisini de yaraladı. Tarihte Sütçü
İmam veya Uzun Oluk olayı olarak bilinen bu hareket üzerine Müslümanlarla
Ermeniler arasında kavga çıktı. Gittikçe büyüyen bu kavgada
iki Ermeni daha öldürüldü ve her iki taraftan toplam 14 kişi
yaralandı. Bu olaydan sonra Ermeni zulmü ve vahşeti arttı.
Fransızlardan yüz bulan Ermeniler, karşılaştıkları Müslümanı
"Bu da çeteden veya Kuvây-ı Milliye'den"dir diye kurşuna
dizdiler. Erkekleri öldürürken kadınlara da tecavüz ettiler.
Müslümanlar, korkudan evlerinden dışarı çıkamaz oldular.
Maraş'ı işgal eden Fransız ordusundaki Ermeni fedaileri 1 Kasım
1919 tarihinde Müslüman halktan intikam almak için masum
insanları katlettiler. İntikam ateşi içinde yanan Müslüman
halkın feryadı ve yardım isteği yürekleri sızlattı. İşgal
sırasında gerekli tedbirler alındı ise de yeterli olmadı. Bu
nedenle Maraş'a acilen kuvvet gönderilmesi istenildi. Ayrıca 12
Kasım'da Fransızların Maraş'ı işgali ve şehirde yaptıkları
zulüm protesto edildi.
22 Kasım 1919'da Fransızlar şehrin etrafında siperler kurarak
Elbistan yolunu denetimleri altına aldılar. Hükümet Konağı'ndan
Osmanlı sancağını indirmek istediler ise de halk tarafından
yapılan müdahale sonucu başarılı olamadılar. Fakat bu tartışmada
jandarma tüfekçisi Sadullah Efendi şehit oldu.
24 kasım 1919'da Antep'te bulunan Fransız kumandanı, Adana
Kumandanlığından Antep ve Maraş'ta birer alay kuvvet
bulundurulmasını isterken diğer yandan Halep'te bulunan
Ermeniler, Diyarbakır'daki Ermenilerin Adana ve Maraş'a göç
etmelerini teşvik ettiler. Fransızlar, Ermenileri silahlandırıp
Türklere karşı kullandılar. Bölge valisi olan Albay Bremond
gibi yetkililer Ermeni yanlısı bir tutum izlediler. Bundan
cesaret alan Ermeniler Fransızların uyarılarını bile
dinlemeyerek ileri gittiler ve Müslüman halka zulmettiler. Diğer
bir ifadeyle Fransız işgal ordusunun kanatları altına sığınan
Ermeniler, Türklerden intikam almak için Fransa'yı araç olarak
kullandılar.
A.B.G.K.A.E.M.,
s.60-62., Yaşar Akbıyık, Milli Mücadelede Güney Cephesi Maraş,
Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Atatürk Araştırma
Merkezi yayınları, Ankara 1999, s. 123.
15 Kolordu Kumandanı Miralay Kazım Karabekir tarafından 19 Kasım
1919'da Erzurum Valiliğine gönderilen 540 sayılı yazı. TİTEA,
kutu no 22, belge no 16.
Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Elbistan şubesinin 1 Kasım 1919'da
Erzurum Müdafaa-i Hukuk Cemiyetine çektiği telgraf, TİTEA,
kutu no 31, belge no 175.
Açıksöz, 12 kasım 1919 tarih ve sayı 31.
A.B.G.K A.E.M, c.3, s. 63.
15 Kolordu Kumandanı Miralay Kazım Karabekir'in Erzurum Valiliğine
gönderdiği 24 Kasım 1919 tarih ve 551 sayılı yazı. TİTEA,
kutu no 22, belge no 17.
Bilge Yavuz, Kurtuluş Savaşı Sırasında Türk-Fransız İlişkileri
191-1922, Atatürk Kültür Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Türk
Tarih Kurumu Yayınları, xvıi, Dizi-Sa, 68, Ankara 1994,
s.55-56.
Yavuz, a.g.e., s.61,63.
Fransız işgal kumandanı Yüzbaşı Andre, 27 Kasım 1919 Perşembe
akşamı Agop Hırlakyan'ın evine davet edildi. Yemekten sonra Yüzbaşı
Andre, Hırlakyan'ın torunu olan Hovsep'in kızı Helena'yı
dansa davet etti. Ancak Helena "Ne Fransız ne de Ermeni
bayrağının bulunmadığı bir şehirde dans etmeyi sevmem"
diyerek cevap verdi. Helena'nın isteği üzerine Yüzbaşı Andre
askerlerine emir vererek kaleden Türk bayrağının indirilmesini
istedi. Bunun üzerine Helena, dans davetini kabul etti.
28 Kasım 1919 Cuma günü Maraş kalesine Osmanlı bayrağının
indirilmesi ve Fransız bayrağının çekilmesi halkın galeyana
gelmesine sebep oldu. Cuma namazı kılmak için Ulu Camii'ne
gelen halk içinde bir huzursuzluk vardı. Cuma namazı vakti oldu
ve halk namazın ilk sünnetini kıldı. Cuma namazı hutbesini
okumak için minbere çıkan İmam-Hatip Rıdvan Hoca'nın "Hür
olmayan bir beldede Cuma Namazı kılınmaz." demesi üzerine
halk namazı terk etmeğe başladı ve sancağı çekerek kaleye hücum
etti. Buradaki askerleri etkisiz hale getirdikten sonra Fransız
bayrağını indirerek Osmanlı bayrağını göndere çekti.
Hepsi birden havaya ateş açarak "Yaşasın Osmanlı"
dedi ve heyecanla hükümet binasına gitti. Kapıda bulunan ve
Ermeni olan bekçi Vahan'ı istemiyoruz diyerek üzerine yürüdü.
Hükümet binasında bulunan muhafızların silahlarını zorla
ellerinden aldı ve hepsini de iyice dövdü. Olayın daha fazla büyümesi
Mutasarrıf ve memurların müdahalesiyle önlendi. Bu arada Fransızlar,
halkı sakinleştirdiler ve dışardan istedikleri kuvvetin şehre
ulaşması için zaman kazanmaya çalıştılar. Fakat bu hareket
sonucunda halkın, işgalcilere ve Ermenilere karşı kararlı bir
davranış içinde olduğu anlaşıldı. Bayrak olayından sonra
Andre, Fransız komutanlığınca Antep'e davet edildi ve bir daha
Maraş'a dönmedi.
Fransız Kumandanı General Querette, 13 Aralık 1919 tarihinde
Maraş'ın güvenlik sorumluluğunu üzerine aldı ise de asayişi
sağlayamadı. Fransız ve Ermenilerin birlikte Maraş'ta yaptıkları
katliam ve tecavüz devam etti. Bu sebeple yapılan mezalim,
Pazarcık eşrafı tarafından 1 Ocak 1920'de protesto edildi.
1 Ocak'ta eski Ermeni mebusu Agop Hırlakyan'ın evi projektör
ile aydınlatılarak koruma altına alındı. Türklere dışardan
gelebilecek yardımı önlemek amacıyla Elbistan yolu gözetim
altında tutulmaya başlandı. Halep'ten Maraş'a yardım için gönderilen
iki araba silaha Ermenilerin ihbarı sonucu Fansızlar tarafından
el konuldu. Pazarcık'a bağlı Akçakoyunlu köyünden Ali Çavuş
ile üç arkadaşı Antep'e giderken Fransız üniforması giymiş
15 Ermeni asker tarafından saldırıya uğradı. Bu saldırıda
Ali Çavuş ile arkadaşının biri şehit oldu diğeri de kaçarak
kurtuldu.
Türk
bayrağının indirilip yerine Fransız bayrağının çekilmediğini
belirten görüşler bulunmaktadır. Fakat Mehmet Ali Bey, 28 Kasım
1919'da Alem-i İslama Hitap adıyla yazdığı beyannamesinde
" Ecdadın kanı pahasına feth ettiği bir kalenin burcu
barusundaki (hisar burcu, kale duvarı) al sancağın bugün Fransızlar
tarafından indirilip yerine kendi bandıraları (bayrağı)
konuldu" diyerek Fransız bayrağının göndere çekildiğini
ifade etmiştir. Hüsamettin Karadağ, İstiklal Savaşında Maraş,
Mersin !943, s. 15., Akbıyık, a.g.e., s.138,143.
15 Kolordu Kumandanı Miralay Kazım Karabekir tarafında Erzurum
Valiliğine gönderilen 8 Aralık 1919 tarih ve 595 sayılı yazı.
TİTEA, kutu no 22, belge no 19.
Milli Mücadele Dönemi Beyannameleri, Hazırlayanlar: Zeki Güner,
Orhan Kabataş, Atatürk Kültür Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Türk
Tarih Kurumu yayınları sayı 38, Ankara 1990, s.295-296.
Hakimiyet-i Milliye, 1 Ocak 1920, sayı 1.
A.B.G.K A.E.M, c.3, s.73-74.
5 Ocak'ta Bababurnu'nda Fransızlarla yapılan müsademede (silahlı
çatışma) Matematik Öğretmeni Hayrullah Efendi yaralandı ve
daha sonra bu yaranın tesiriyle şehit oldu. Fransızların
himayesinde hareket eden eli silahlı Ermeni çetesi 7 Ocak
1920'de Zeytun'a (Süleymanlı) yakın mesafede olan Dönüklü köyünü
bastı. Köyde bulunan toplam 12 hane Müslüman halkın tamamını,
çocuk, kadın ve yaşlı demeden zorla Zeytun'a götürdü. Götürülen
bu çaresiz ve suçsuz insanların hiç biri geri köylerine dönemediği
gibi kendilerinden hiç bir haber de alınamadı.
8 Ocak akşamı üç Ermeni Çukuroba Camiine girerek bomba atmaya
çalıştı, fakat cemaatın müdahalesi sebebiyle başarılı
olamadı. Aynı saatte cami önünden geçen üç Fransız askerî
minarede ezan okuyan müezzine silahla üç el ateş etti.
Bu arada Fransızların silahlandırdığı Ermeni gençleri kışlada
eğitilip kiliselere yerleştirildi. Halk arasında Ermeniler
tarafından Müslümanlara bir suikast yapılacağı şayıası
yayıldı. Ermeniler, güneş battıktan sonra şehre giren halkın
sorgulanmadan kurşuna dizileceğini ilan etti. Fransızlara yardım
için İslahiye'den 300 takviye birlik geldi. Bababurnu ve İmalı
mevkiinde müsademe devam etti. Bu işgalci kuvvetler daha sonra Gökpınar,
Kılılı ve Sarılar köyünü tahrip etti.
11 Ocak günü Ceceli, Gökpınar, Şerefoğlu, ve Şekeroba köyleri
Fransızlarca top ateşine tutuldu. Şehirde örfi idare ilan
edilerek sabah 06'dan akşam saat 18'e kadar halkın işine
gitmesi yasaklandı. Ayrıca üzerinde silah taşıyanların idam
edileceği ilan olundu.
13 Ocak gecesi Fransız müfrezesinde bulunan bir gurup Ermeni
Araplı köyüne gitti. Evlerin kapılarını kırarak zorla içeri
girdi, halkın ırz ve namusuna tasallut etti. Bundan kurtulmak
isteyen köylüler de çevre köylere ve dağlara kaçtılar.
Sabahleyin yoluna devam eden müfreze, köyüne dönmekte olan
halkın üzerine ateş açarak bir kişiyi şehit etti ve iki kişiyi
yaraladı.
Gün geçtikçe Ermenilerin Müslümanlara yaptığı zulmün şekil
ve şiddeti arttı. Yapılan haksızlıklardan haber alan Diyarbakır
Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti, Maraş'ta yapılan Ermeni mezalimini 16
0cak 1920'de protesto etti.
19 Ocak'ta Colonel Normand ve General Querette bütün Fransız
askerî personelinin Ermeni koğuşunda toplanmasını emretti.
Ermeniler, Fransızların kuşatması altında olacakları endişesiyle
bu emre uymadılar. Bunun üzerine Ermeniler, Fransız kumandana
neden böyle yaptığını sorduğunda Türklerin üzerine saldırı
hazırlığında oldukları cevabını verdiler. Bugün yapılan
mezalim sebebiyle çeteler ve Türk halkı şehirden ayrılmak üzereydi.
Türklerin şehirden ayrılması demek Ermeni ve Fransız
kuvvetlerinin her hangi bir direnme ile karşılaşmadan şehre
girip hakim olması demekti. Türkler teslim bayrağı çekmelerine
ve teslim olmalarını bildirmelerine rağmen Fransızlar birden
şehirden çekilebileceklerini ve Ermenileri Amerikan himayesine göndereceklerini
duyurdular. Gelişmeleri takip eden Türkler, Fransızlarla anlaşma
yapılacağından memnun oldular. Ayrıca Fransızlar, Ermenilere
çekilecekleri zaman yeni bir krizin olmayacağına dair güvence
verdiler.
A.B.G.K
A.E.M, c.3, s.75.
7 Ocak 1920'de Maraş'ın Elbistan Heyet-i Merkeziyesi'nden gönderilen
telgraf Darende Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti tarafından Sivas Müdafaa-i
Hukuk Cemiyeti Heyet-i Merkeziyesi Riyasetine gönderilmiştir. TİTEA,
kutu no 20, belge no 86.
Hakimiyet-i Milliye, 24 Ocak 1920 sayı 4.
A.B.G.K A.E.M, c.3, s.75.
Maraş Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Riyaseti'nin 3. Kolordu Kumandanlığına
gönderdiği 11 Ocak 1920 tarihli yazının sureti., A.B.G.K A.E.M.,
c.3., s.105-107.
A.B.G.K A.E.M, c.3, s.81-82.
O.B.E, s.261.
Elbistan'dan gelen Maraş Müdafaa-i Hukuk-u Milliye liderlerinden
biri olan Dr. Mustafa, görüşmek üzere Fransız yetkililerinin
yanına gitti. Fransız yetkilileri, Dr. Mustafa'ya yeni bir anlaşma
yapılacağını resmen bildirdiler. Alınan bu sevindirici haber
Türkler arasında hızla yayıldı. Bunun üzerine köylerde çetelerin
yeniden toplanması ve şehre gelmesi emri verildi.
20 Ocak 1920'de başlayan Fransız ve Ermenilerin top ve mitralyöz
ateşleri altında kanlı savaşa devam edildi ve Maraş'ta halk
muhasara altına girdi. Antep'ten Maraş'a gönderilen bir Anzak (Avusturalya
ve Yeni Zelanda'dan getirilen askerler) kafilesine Karalar ve
Tutum bölgesi arasında halk tarafından silahla karşı konuldu.
Çatışmada 14 Fransız askeri öldürüldü ve eşyalarıyla
silahları ele geçirildi. Aynı gün Antep'te 4 Fransız
askerinin evlere tecavüz ettiği ve evini tecavüzden korumak
isteyen bir Müslüman gencin şehit edildiği, halkın galeyana
gelerek bunların üzerine yürüdüğü haberi Maraşlıların
harekete geçmesine sebep oldu. Çünkü Fransız askerleri aynı
hareketi Maraş'ta da yapabilirlerdi.
Savaşın ilk günlerinde halka silahla saldıran Ermenilere, Atatürk'ün
emir ve komutasında olan Kuvây-ı Milliye tarafından sert bir
şekilde cevap verildi. Aşırı derecede şımaran Ermeni
fedaileri Fransızlar tarafından kurtarıldı.
21 Ocak sabahında Türkler, Ermenilerin ve Fransızların bulunduğu
yerleri kuşattı. Bu sebeple Fransız birlikleri diğer
birliklerle irtibat kuramadı. Fransız ve Ermeni birlikleri ile
yardım için gelen diğer birliklerin arası kesildiğinden şehirdeki
işgalci kuvvetler desteksiz bırakıldı. Müslümanlar,
Ermenilerin mezaliminden kurtulmak için kendi evlerini yakmak
zorunda kaldılar. Böylece komşuları olan Ermenilerin evlerini
de yakmaya ve onlara zarar vermeye çalıştılar. Ayrıca çubuğun
ucuna takılan yağlı bez parçasıyla ulaşamadıkları yerleri
yaktılar. O gün rüzgarın etkisiyle yangın kısa zamanda
etrafa yayıldı. Bu defa Ermeniler kendi evlerini kurtarmak için
yıkmak zorunda kaldılar.
22 Ocak'ta savaş bütün şiddetiyle devam etti. Fransızlar şehri
makineli tüfek ve cannon toplarıyla ateşe tuttu. Türklerin iki
makineli tüfeği vardı fakat cannon topu yoktu. Müslümanlar
tepe üzerinden geçip Fransız karargahına yaklaşmaya çalışırken
üzerlerine cannon topuyla ateş edildi. Ateşin şiddetinden Türkler
geriye çekildiler ve evlerine sığınmak zorunda kaldılar.
Fransız ve Ermenilerin top atışlarıyla şehir ateş ve
dumanlar içinde kaldı. Türkler, stratejik yerlerde Fransız
karakollarının bulunması sebebiyle gündüz şehre giremez
oldular. Ayrıca Ermeni evlerinin etrafı sur gibi yüksek ve kalın
duvarla örülü olduğundan şehirde savaşı sürdürmek çok
zordu.
23 Ocakta Maraş'ta meydana gelen olaylardan Anadolu'da yaşayan
halk öyle etkilendi ki, Adana ve Maraş'ın ana vatandan koparılacağı
zehabına kapıldı.
24 Ocak günü şehirdeki halk dışarı çıkamadı. Altı yerde
yangın çıktı. Şehre 150 Ermeni askeriyle birlikte 1 top ve 15
araba cephane geldi. Bu toplarla şehir tahrip edilmeye başlandı.
Aynı gün 150 Fransız askeri muhafazasında İslahiye'den gönderilen
cephane ve mühimmat yüklü 12 arabaya Kuvây-ı Millîye tarafından
el konuldu. Fransız askerleri ateş ederek İslahiye tarafına
geri dönmeye mecbur oldular.
The
Armenian Rewiev , Vol. 31, (Spring 1978), s. 68.
Elbistan Heyet-i Merkeziyesi'nin Umumi Heyet idarelerine yazdığı
23 Ocak 1920 tarih ve 30 sayılı yazı. TİTEA, kutu no 20, belge
no 88.
TİTEA, kutu no 18, belge no 39.
"The 22 Days of Marash: Paper on the Defense of the City
Against Turkish Forces Jan.- Feb. 1920", The Armenian Rewiev
, Vol. 30, (Winter 1977-78), 388-397, s.394.
The Armenian Rewiev , Vol. 31, (Spring 1978), s. 67.
"The 22 Days of Marash: Paper on the Defense of the City
Against Turkish Forces Jan.- Feb. 1920", The Armenian Rewiev
, Vol. 31, (Spring 1978), 47-69, s.49-51.
Bayburt Müdafaa-i Hukuk-u Milliye Cemiyeti reisi tarafından bu
telgraf Amerikan temsilciliğine gönderildi. TİTEA, kutu no 129,
belge no 27. c.3.,83-84
A.B.G.K A.E.M., c.3.,83-84
25 Ocak'ta Fransızlar Maraş'ı bombalayarak yangın çıkardıklarından
halkın evlerinden dışarı çıkması mümkün değildi. Bu yangınlar
sebebiyle her tarafı duman kapladı ve şehrin girişi görünmez
oldu. Gece boyunca cannon toplarıyla her taraf bombalandı. Yapılan
ateşler ve çıkarılan yangınlar sebebiyle gece gündüz gibi
aydınlandı ve bombanın şiddetinden yıkılmayan evler de sarsıldı.
Ermeniler şehrin değişik altı yerinde yangın çıkardı. Bu
yangın kısa zamanda her tarafa yayıldı. Ayrıca 150 askeriyle
harekete geçen düşman, 1 top ve 15 araba cephaneyle şehre ateş
açtı. Maraş'taki Ermeniler de 10 büyük top ile etrafa ateş
ederek büyük bir tahribat yaptılar. Top ateşleri altında
kalan kadınlar çocuklar feryat etmeye başladı. Halk manevi gücünü
tamamen kaybetme ve teslim olma durumuna geldi.
Halkın bunlara karşı koyacak cephanesi yok denecek kadar azdı.
Elbistan'dan yardım olarak bir mitralyöz ile bir miktar cephane
Maraş'a gönderildi. Bir yandan Elbistan'a bağlı köylerden
yeteri kadar hayvan temin edildi ve günde 20 sandık cephane ulaştırılmaya
çalışıldı. Diğer yandan şehir çöl haline gelmeden Müslümanların
bir an önce bu mücahitlerin yardımına yetişmesi istendi.
26 Ocak'ta Fransızlar Türklerin evlerini tek tek seçerek
yakmaya başladı. Duvarları toprak kepiç, tavanı ağaç sütundan,
çarpı (küçük ağaç parçası) ve kamıştan yapılan ve üzeri
toprakla örtülen tek katlı evlerde yangın birden büyüdü.
Kuvâ-yı Millîye tarafından Fransız askerlerinin muhafazasında
olan Aksu Köprüsü yıkıldı ve burada bulunan Fransız müfrezesi
tamamen imha edildi. Beyazıt Zâde Şükrü Bey ve Kadir Paşa,
Ermenilerin zulmünü önlemek amacıyla yanındaki 400 çete ile
karşı koydu ve söz dinlemeyen Ermenilerin bir kısmını kılıçtan
geçirdi. Bu arada çeteleri, keskin kılıç ve Alman yapımı
mavzer silahı ile donattı. Bu ölüm kalım savaşında Çerkezler
ve Kürtler de Kuvây-ı Milliye kıyafeti giyerek Ermenilere karşı
yapılan bu soylu mücadeleye katıldılar.
27 Ocak'ta Maraş Hukuk-u Milliye Cemiyeti namına Elbistan
Heyet-i Merkezi çektiği telgrafta, Maraş'taki facianın bir an
önce durdurulmasını, aksi halde Anadolu'da yaşayan insanların
silaha sarılarak Maraş halkına yardım etmek için yürüyeceklerini
bildirdi. Ayrıca facianın durdurulması konusunda gereğinin yapılması
Dersaadet (İstanbul) ve Avrupa temsilcilerinden istendi.
Maraş'ta Ermeniler Türkleri katletmeye devam ederken İzmir,
Adana, Maraş, Antep ve Urfa gibi yerlerde de işgalci kuvvetlerle
birleşen Osmanlı vatandaşı gayr-i müslimler de Müslümanları
katlediyor, mallarını yağmalıyor, mukaddes değerlerine
hakaret ediyor ve ırzlarına tecavüz ediyorlardı. Halbuki
Osmanlı vatandaşı gay-ri müslimler kendilerinin de vatanı
olan bu toprakları savunmak zorundaydı. Fakat onlar vatanlarını
işgal edenlere karşı savunmak şöyle dursun işgalcilerle
birleşerek Türkleri arkadan vuruyorlardı.
Savaşın altıncı günü olan 27 Ocak'ta işgalci kuvvetlerle Türk
kuvvetleri dengeleşince mücadeleden yılan ve ümidini kaybetmek
üzere olan halk geri çekilmek zorunda kaldı. Bu gelişmeleri
tehlikeli bulan Maraş Müdafaa-i Milliye tarafından şu bildiri
yayınlandı:
The
Armenian Rewiev , Vol. 31, (Spring 1978), s. 51., A.B.G.K A.E.M.,
c.3, s.84.
Elbistan'dan gönderilen 25 Ocak 1920 tarihli telgraf, Müdafaa-i
Hukuk Cemiyeti tarafından Umum-u Müdafaa-i Hukuk Cemiyetine çekildi.
TİTEA, kutu no 31, belge no 189.
The Armenian Rewiev , Vol. 31, (Spring 1978), s. 52.
Sivas Valiliği'nin 4 Şubat 1920 tarihli yazısı, TİTEA, Kutu
no 19, belge no 98., TİTEA, Kutu no 20, belge no 124.
TİTEA, Kutu no 20, belge no 123.
The Armenian Rewiev , Vol. 31, (Spring 1978), s. 66.
Bu telgraf Sadâret'e ve Dahiliye Nezaretine gönderilmiştir. TİTEA,
Kutu no 22, belge no 8.
Anadolu Ajansının 4 Mayıs 1920 tarihli yazısı. TİTEA, Kutu
no 28, belge no 19.
The Armenian Rewiev , Vol. 31, (Spring 1978), s. 67.
"Bugün makam-ı Hilâfet olan İstanbul'dan itibaren bütün
Arap, Türk, Kürt memleketleri düşmanlar arasında taksim
ediliyor. Cennet-asa (cennet gibi) o muazzam Suriye mamureleriyle
(şehirleriyle) büyük Ermenistan adı altında Adana, Urfa,
Antep, Maraş ve daha şimale (kuzeye) doğru bütün şark (doğu)
vilayetleri Fransız tahkim (hakimiyet) ve zulmü altına
veriliyor. Bir senedir âsâyiş bahanesiyle işgal altında
tuttukları memleketlerimizde Yunan ve Fransız mel'unları (lanetlenmiş)
birbirine rekabet edercesine ele geçirdikleri din kardeşlerimize
tarihte görülmeyen vahşet ve canavarlıkları yapıyorlar.
İşte bakınız sevgili memleketimiz gibi hemen bütün sekenesi
(sakinleri oturanları) ve her varlığı ile Müslüman olan Maraş,
altı gündür yerli Ermenilerle Fransızların top şarapnelleri
tesiriyle peyda (meydana gelen) olan vasi (geniş) korkunç yangın
alevleri içinde kavrulup mahvoluyor. Ya mü'minîn! yerde bütün
inananlar, gökte bütün melekler şahittir ki, Türk ve Müslüman
olmaktan başka bir günahı olmayan bu din ve millet kardeşlerinizin
hasbeten-lillah (Allah rızası için) imdadına yetişiniz. Bu
zavallıları hain düşmanların kanlı pençelerinden kurtarınız.
Evet geliniz, görünüz Maraş yanıyor. İslam kanı dereler
gibi akıyor. Namussuz Ermeniler ve insaniyetten bî-nasip (nasipsiz)
Fransızların emân-ı nâ-pezir (geçerli olmayan eman) top atışları
bârân-ı bela (bela yağmuru) gibi dökülen mitralyöz yağmurları
yıldırımlar bu muhataralar (tehlike-korku) içinde boğuluyor.
Kadın, çoluk çocuk, ihtiyar hasta gibi sınıf-ı acezenin (güçsüz
sınıflar) kopardıkları vâveyla-yı istimdad (yardım çığlıkları)
dergâh-ı uluhiyyete (Allah katına) kadar yükseliyor. Fakat
halas ve necat (kurtuluş) dakikalarının pek yakında hulul (gelip
çatması) edeceğine Ashab-ı Kiram gibi kırılmaz bir azimle (kararlılık)
dönmez bir yüzle iman eden Maraşlı din kardeşleriniz altı gün
altı gecedir susuz, uykusuz, sükun ve aramsız (durup
dinlenmeden) bir halde düşmanın kahr-u gazap ( helak ve azap)
yağdıran ve cehennemden nişan veren bir dürlü azap ve helâk
vesâitiyle mütehevvir (kızgın) arslanlar gibi pençe-i şuyur
(aslan pençesi) olan Maraş, şu dakikada bütün esâretzede (esir
olan) dünya sükkanına (çarşı) bir ders-i fazilet (erdemlik
örneği) vermeğe çalışıyor. Zira biliyor ki insanı behâimeden
(hayvanlardan) tefvik (üstün kılan) eden din ü devlet (devlet
ve din) ve millet muhabbeti (sevgisi) ve namus ve haysiyet (edep
ve onur) duygusudur. Bugün ruh vicdana tamamıyla ve bütün
mazisiyle (geçmişiyle) hakim olan bu mefkûreler (fikirler)
yolunda düşman ne kadar kavi (kuvvetli) tali'in (şans) mürettip
zebun (tertip edilmiş zayıf) olursa olsun hükm-ü kaza ve
kaderden asla yüz çevirmeyecek, bu azim (kararlılık) ve
iradesinin şiddet ve kuvvetiyle dir ki sonuna kadar can verip can
alacaktır. Siz de bütün kudret-i iman ve iz'ânınızla (iman
ve akıl gücü) dîde-i basiret (basiret gözü) ve intibanızla
(kanaat) içiniz mutaassıp (körü körüne bağlı) ehl-i salip
(Hıristiyan) tarafdaranının (taraftarlarının) bugün Maraş'ta
açtıkları kan ve ateş çığırları, görecekleri imkan
nisbetinde bütün memalik (ülkeler) ve bilad-ı İslamiye (İslam
beldeleri) hakkında mansur (üstün gelen) bî-rahm ve bî-eman (merhametsiz
ve güvensiz) siyasetin fâtıme-i (başlangıç) tatbikatıdır.
Uyanınız ehl-i iman uyanınız! İnsana kanlı yaşlar döktürecek
ve belki insaniyete lanetler yağdıracak şu fecî (acıklı)
hallerimizden ibret alınız. Şu altı gün kadar pek kısa bir müddet
zarfında biz gördük ve emin olduk ki düşman lâyetezelzel (sarsılmaz)
azim (dayanıklılık) ve imanımız karşısında hâib ve hâsir
(eli boş ve hüsrana uğramış) kalacak. Yirminci asır
medeniyette kurun-ı vusta (orta çağ) zihniyetiyle temin etmek
istediği o mevki-i muallayı (yüksek mevki) ihtiram ve ihtişamgah
(saygı duyulan makam) ehl-i tevhid ve imanın alamet-i diniye-i
semaviyesi (imanın dini ve semavî sembolü) olan eski pür-nur (nurlu)
hilalimize nasip ve müyesser (nasip) olacaktır. Gayret (çalışma)
bizden tevfik (zafer) Allah'tan kardeşler."
Bu
bildiri Maraş Livası Müdafaa-i Hukuk-u Milliye Cemiyeti namına
Elbistan Heyet-i Merkeziyesi imzasıyla 27 Ocak 1920'de Sivas
Valiliğine, Hüzür-u Sâmî-i Sadâret Penâhilerine ve Dahiliye
Nezaret-i Celîlesine "gayet mühim ve müsta'celdir"şerhiyle
gönderilmiştir. İşgalin Dersaadet'teki medeni Avrupa ve
Amerika mümessillerine ciddi bir lisanla anlatılması istenmiştir.
TİTEA, Kutu no 28, belge no 8.
28 Ocak'ta Maraş'ın stratejik noktaları olan Atoğlu, Duraklı
ve Kuyucak Mahalleleri tamamen, Çarşıbaşı ile Hatuniye
mahallesinin bir kısmı Kuvây-ı Millîye'nin kontrolü altına
girdi. Şehir içinde silahlı çatışma akşama kadar devam etti.
Mahallelerin ve çarşının güvenliğini sağlamak için
karakollar kuruldu. Fakat bu gelişmeler uzun sürmedi. Aynı gün
Fransızlar Ermenilerle birlikte 20 top ve birçok makineli tüfekle
savunmasız halkın üzerine ağır bir şekilde ateş ederek esas
amaçlarını ortaya koydular. Müslümanlara vahşice saldırdıkları
gibi şehre gelip gidenleri sorup araştırmadan katlettiler.
Fransız ve Ermenilerin saldırıları karşısında Türk halkı
paniğe kapıldı Maraş'tan kaçmaya başladı. Savaşın yedinci
günü olan 28 Ocak'ta Fransız kuvvetleri bir direnişle karşılaşmadan
şehre girerek istediği stratejik noktalara yerleşti. Halk şehirden
dışarı kaçmaya devam ediyordu. Yani "kaç kaç" başlamıştı.
Fakat bu durum gece yarısı değişti. Türkler, cesaretle Fransızların
içine nüfuz ederek 29 Ocaktan itibaren yeniden azim ve kararlılıkla
savaşa devam ettiler.
29 Ocak Perşembe günü kışladan şehre mitralyöz ve bomba ile
devamlı ateş edildi. Daha önce savaş karargahı haline
getirilen kiliselerden Müslüman halk üzerine ateş açıldı.
Ermeni askerleri tarafından Müslümanların evlerinin çoğu yakıldı.
Halkın elinde 3 top ve bir miktar havan topu vardı. Müslümanlar
bu silahları kullanarak Amerikan Yetimhanesini ve Gregoryan
kilisesini bombaladı.
Maraş kurtuluş savaşında Emeniler, Fransızlara aşırı
derecede yardım ediyordu. Müslümanlar karşı saldırıya geçince
Ermeniler, Fransızlara Türklerin bütün evlerini yakmayı
teklif ettiler. Fransızlar, bu teklifi kabul etmediği gibi Türklerin
katledilmesini önlemek amacıyla Katolik Kilisesi ve Shalom
Yetimhanesi yanındaki Müslümanların evlerinin yakılmasına da
engel oldu.
30 Ocak'ta Fransız askerleri ateş ederek şehri her taraftan kuşattı.
Atılan bombalar sonucu çıkan yangın olumsuz hava şartları ve
kuzeyden şiddetli esen poyraz rüzgarının etkisiyle şehrin her
tarafına yayıldı. Şehir harabeye döndü ve halk arsında açlık
tehlikeli boyuta ulaştı. General Querette bu olumsuz şartlarla
hiç ilgilenmedi. Bu arada halk da her dakikası kanla geçen
savunma mücadelesine devam etti.
31 Ocak'ta Kışla istikametinde önemli bir olay olmamakla
beraber sokak savaşı ve yangınlar devam etti. Çarşı ve Pazar
yağma edildi. Kışlaya ve Ermeni Katolik Kilisesine sığınan düşmanla
müsademe yapıldı. Müslüman halk büyük bir azimle düşmana
karşı direndi. Düşmanın saldırıları etkisiz hale getirildi
ve Şekerdere Kilisesinden çıkan Ermeniler imha edildi. Bugün Türkoğlu
ve Şerefoğlu arasında devriye gezen düşman kuvvetlerinden 3
makineli tüfek ile bunların hayvanları alındı ve elde edilen
hayvanlarla nakliye kolu kuruldu. Düşmanın İslahiye
demiryolunu kesmek için Andırın'dan bir Kuvâ-yı Millîye müfrezesi
hareket etti.
Sivas
Valiliği, Heyet-i Temsiliye'den alınan 1 Şubat 1920 tarihli
telgraf sureti 2 şubat 1920 tarihinde Müdafaa-i Hukuk-u Millîye
Cemiyeti Sivas Heyet-i Merkeziyesi'ne bildirildi. TİTEA, kutu no
19, belge no 93.
Hakimiyet-i Milliye, 28 Ocak 1920, sayı 5.
The Armenian Rewiev , Vol. 31, (Spring 1978), s. 67.
A.B.G.K A.E.M, c.3, s.78.
The Armenian Rewiev , Vol. 31, (Spring 1978), s. 67.
TİTEA, Kutu no 19, belge no 102.
Sivas Valiliği'nin, 4 Şubat 1920 tarihli yazısıyla Anadolu ve
Rumeli Müdafaa-i Hukuk-u Millîye Cemiyeti Heyet-i Merkeziyesine
gönderdiği Heyet-i Temsiliye'nin 3 şubat 1920 tarihli telgraf
sureti. TİTEA, kutu no 19, belge no 100.
4Sivas Valiliği'nin, Müdafaa-i Hukuk-u Millîye Cemiyeti Sivas
Heyet-i Merkeziyesi'ne gönderdiği 2 şubat 1920 tarihli yazısında
ifade edilen Darende Kaymakamlığından alınan 1 Şubat 1920
tarihli telgraf sureti. TİTEA, kutu no 19, belge no 97.
31 Ocak'ı 1 Şubat'a bağlayan gece Belediye binası civarındaki
evler ateşe verildiğinden çok büyük bir yangın çıktı.
Yangından faydalanan halk çarşıyı yağmalamaya başladı. Yağmalamayı
durdurmak için caydırıcı ve gerekli tedbirler alındı. Yağmalamanın
önlenmesi için şehre ulaşan seyyar millî kuvvetlerden 150
asker kuzeyde bulunan boş evlere yerleşti. Bunlardan bir tabur
Karamanlı mahallesinin güney batısında bulunan Mercimek
Tepe'ye ve diğer bir tabur kışlaya bakan Tavşan Tepe'ye konuşlandı.
Buralarda halkın elinde bulunan top ve tüfeklerle müsademeye
devam edildi. Bu arada yurdun diğer yerlerindeki milli
kuvvetlerden gönüllü olarak gelen askerler de Maraş kurtuluş
savaşına katıldı.
1 Şubat'ta General Querette, Maraş'ta bomba ve mitralyöz ateşine
devam ettirdi. Atılan mitralyöz ve bombalarla şehrin bazı
mahalleleri harabe haline döndü. Ateş altında kalan suçsuz çocuk,
kadın ve yaşlılar katledildi. Şehirdeki Müslümanların
malları ve evleri yandı bir çok insan da şehit edildi. Bu
sebeple Müslümanlar ile Ermeniler arasında düşmanlık aşırı
derecede arttı. Halk, Fransız ve Ermenilerin şehri tamamen boşaltmasını
istedi. Şehrin kurtarılması için tek çare Fransızların çekilmesiydi.
Fransızlar şehirde kaldığı sürece Ermeni katliamı devam
edecek dolayısıyla savaş da sürecekti. Zira bunun böyle olmasını
Ermeniler ve Fransızlar istiyordu. O zaman da Müslümanlar,
tamamen yok oluncaya veya şehri Ermeni ve Fransızlardan
temizleyinceye kadar mücadeleye devam edecekti.
1 Şubat'ta Ermenilerin evleri ve kiliseleri Fransız askerlerince
koruma altına alındı. Fransız üniforması giymiş 400 Ermeni
askeri top ve tüfek ile halka ateş etti. Bu arada kışlada
buluna dağ topu ile de ateşe devam edildi. Yardım için çevre
köylerden Maraş'a gelen Müslümanlar, Ermenilerce pusuya düşürülerek
şehit edildi. Bugün Ceza Reisi de Ermenilerce şehit edildi. Şehirde
bulunan mazlum insanlar ellerine geçirdikleri silahla hayatlarını
savunmaya ve şehri kurtarmaya çalışırken dışarıda bulunan
Ermeni ve Fransız kuvvetleri de şehre saldırmaya devam etti.
Mütareke hükümlerine uymadan Fransızlara yataklık eden
Ermeniler tarafından Maraş'ta yapılan mezalim 1 Şubat 1920'de
Darende halkı tarafından yapılan mitingde kınandı. Ayrıca
top ve mitralyöz ateşleri içinde mahsur kalan Maraş halkına
yardım etmek üzere kurulan bir tabur Millî Kuvvetin gönderildiği
bildirildi.
2 Şubatta Ermenilerin sığındıkları Şekerdere Kilisenin içinde
6 sandık cephane, 20 bomba ve 1 otomatik tüfek bulundu. Aynı gün
askerî kışla gibi kullanılan Şekerdere Kilisesi yakıldı.
Ermenilerin ve Fransızların ellerinde tutmaya çalıştıkları
yukarı Bedesten ile Belediye binası ve şehrin çoğu Millî
Kuvvetlerin denetimine geçti. Antep yolu üzerindeki dağlık bölgede
bulunan 150 kişilik düşman müfrezesi ve Maraş'ın güney batısındaki
Atizi mevkiinde bulunan Fransız müfrezesi Kuvâ-yı Millîye
tarafından kuşatıldı. Buralarda meydana gelen silahlı çatışmada
412. Fransız Alayına mensup dört asker esir alındı. Yapılan
katliamlara karşı duyarlı olan ve Maraş'taki yükü
hafifletmek için Develi halkı 2 Şubat tarihli telgrafıyla yardıma
hazır olduğunu bildirdi.
TİTEA,
kutu no 19, belge no 102.
A.B.G.K A.E.M, c.3, s.81.
Sivas Valiliğinin Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk-u Milliye
Cemiyeti Heyet-i Merkeziyesi'ne yazdığı 4 Şubat 1920 tarihli
raporun sureti. TİTEA, kutu no 20, belge no 126.
Hakimiyet-i Milliye, 2 Şubat 1920, sayı 6.
Sivas Valiliğinin Müdafaa-i Hukuk-ı Milliye Sivas Heyet-i
Merkeziyesi'ne gönderdiği 2 Şubat 1920 tarihli yazısında
ifade edilen Darende Kaymakamlığından alınan 1 Şubat 1920
tarihli telgraf sureti TİTEA, Kutu no 19 belge no 973
TİTEA, Kutu no 20, belge no 123.,.
Sivas Valiliği'nin 4 Şubat 1920 tarihli yazısı, TİTEA, kutu
no 19, belge no 98, kutu no 20, belge no 123. kutu no18, belge
no37.
TİTEA, Kutu no 20, belge no 100.
Şehir içinde yaptığı katliamdan yetinmeyen bir Fransız süvari
müfrezesi 2 Şubat'ta Pazarcık'ın batısında bulunan Karahasan
köyüne saldırdı. Kuvâ-yı Millîye tarafından silahla karşılanan
Fransız birliği geri çekildi ve müsademede altı Fransız
askeri öldürüldü. Buradan Arapkir köyü istikametine giden
Fransız süvari müfrezesi demiryolunu tahrip etti. Maraş'a
gelmeye cesaret edemeyen birlik Sırçalı'ya gitti. Müfreze,
burada bir miktar kaldıktan sonra Birecik istikametine doğru
ilerledi.
3 Şubat'ta Şekerdere ve Tekke mahallesinde düşman kuvvetleri
imha edildi. Hatuniye mahallesine giden bir kısım halk oradaki düşman
kuvvetlerini etkisiz hale getirdi. Mahallede çıkan yangında bir
çok insan şehit oldu ve bir kısmı da yaralandı. Bugün, Fransızların
18 arabayla Maraş'a göndermiş olduğu 10.000 kıyye un, şeker
ve kahve, Karabilal ile Tulum mevkii arasında halk tarafından
ele geçirildi. Çatışmada 14 Fransız askeri öldürüldü.
5 Şubat günü halk sonuna kadar direnerek kurtulmak veya tamamen
yok olmak kararında olduğunu ortaya koydu. Halkın bu kararlı
tutumu Fransızların telaşlanmasına sebep oldu. Özellikle dışarı
çıkamayan Ermeniler sığındıkları kilise, okul ve evlerden Müslümanlara
karşı ateşe devam ettiler. Düşmanı muhasara altına almak için
yeniden caydırıcı tedbirler alındı. Evliya Efendi, arkadaşlarıyla
birlikte hareket etmek isteyince gerekli talimat verildi.
Ermeniler, Divanlı, Kanlıdere mahallelerinde ve Çarşıbaşı'ında
yangın çıkardıklarından bir çok binalar harap oldu. Bugün
İslahiye ve Antep yollarından düşman askerlerinin gelme
ihtimali olduğundan bunlara engel olmak amacıyla bir süvari müfrezesi
gönderildi. Ayrıca şehirde Ermenilerin yaptıkları katliam
insanlığı tehdit edecek boyuta ulaştığından protesto için
mitingler yapılması ve felaketzede Maraşlı dindaşlara yapılan
zulmün dış dünyaya bildirilmesi istendi.
6 Şubat'ta bir Fransız uçağı şehrin üzerinde bir kaç tur
attı ve Fransız yetkililerine mesaj bıraktı. Uçak Maraş
semalarında uçarken Türkler ateş etti. Buna Fransızlar roket
ateşiyle cevap verdi.
7 Şubat günü Fransız Kolordusu Maraş'a ulaştı ve şehrin güneyinde
4 km. uzakta bulunan Atizi mevkiine karargahını kurdu. Bu
kuvvetlerin bir kısmı şehrin güney ve kuzeyine yerleştirildi.
Birliğin bir kısmı da Maraş'ın batı tarafından girdi ve şehirdeki
kumandanla irtibat kurdu. Aynı gün Fransız ve Ermenlerin yaptıkları
katliam ve zulüm devam etti. Kadınlar ve çocuklar top ve
mitralyöz ateşi altında yandı. Binlerce insan bu vahşete
kurban edildi. Düşman muhasarası ve sansürü altında bulunan
bu insanların feryadını kimse duymadı. Çaresiz kalan halk müsademeye
devam etti.
İslahiye istikametinden gelen 500 Fransız askeri ve 2 sahra topu,
Maraş'a yaklaşık 8 km. uzaklıkta bulunan mevkide Kuvâ-yı
Millîye tarafından ele geçirildi. Ayrıca Antep'ten gelen 60
arabalık düşman cephanesine Kuvâ-yı Millîye tarafından el
konuldu.
Ermeniler kilise ve mekteplerde sık sık toplantı yaptılar. Bahçe
(Bulanık) ve Haruniye (Düziçi) civarında bulunan Ermeniler, Müslüman
köylerdeki insanları zincirleyerek boğazladılar ve bir kısmını
da vahşice katlettiler.
Maraş'ta sokak savaşı devam etti. Düşmanın istinat ve sığınak
noktaları olan Kümbet, Kırklar ve Tekke kiliseleri yakılarak
imha edildi. Şıh, Ekmekçi ve Hatuniye mahalleleri Kuvâ-yı
Millîye tarafından kurtarıldı. Kuşatma altında bulunan Fransızlar,
Amerikan Kolejinde bulunan Amerikan misyonerleri vasıtasıyla
savaşın durdurulması için müracaatta bulundular.
TİTEA,
kutu no 19, belge no 101, kutu no 20, belge no 125.
1 kıyye 1282 gramdır.
Sivas Valiliği'nin 3 Şubat 1920 tarihli yazısı ekinde bulunan
3 Şubat 1920 tarihli rapor. TİTEA, kutu no 19, belge no 103,
kutu no 20, belge no 128.
TİTEA, kutu no 20, belge no 128.
Hakimiyet-i Milliye, 6 Şubat 1920, sayı 7.
TİTEA, kutu no 20, belge no 107.
TİTEA, kutu no 20, belge no 122.
The Armenian Rewiev , Vol. 31, (Spring 1978), s. 55.
The Armenian Rewiev , Vol. 30, (Winter 1977-78), s.395.
TİTEA, kutu no 19, belge no 109.
TİTEA, kutu no 19, belge no 113.
Fransız uçağı 7 Şubat'ta Maraş semaları üzerinde dolaşırken
Fransız Kumandanına hitaben yazılan mevcut durumun ve kayıpların
bildirilmesi hakkındaki evrak bırakıldı. Aynı gün İslahiye
istikametinden Maraş'a gönderilen 300 piyade asker , 1 top ve 2
Mitralyöz ile Eloğlu (Türkoğlu) yakınında bulunan
Bababurnu'nda 150 asker, 100 araba Milli Kuvvetler tarafından kuşatıldı.
Kilis-Antep yolu mücahitler tarafından tutuldu. Akçakoyunlu ve
Halas istasyonları arasındaki demiryolu tahrip edildi.
8 Şubat'ta Fransız ve Ermenilerin top ve mitralyöz ateşleri
altında şehirde bulunan yaşlı, kadın ve çocuklar alevler altında
yanıyordu. Kurşun ve ateş yaralarıyla ölen binlerce masum
insanın cesetleri yerde yatıyordu. Muhasara altında bulunan bu
insanların feryadı dış dünyaya sansür edildiğinden yardım
çığlıklarını duyan da yoktu. Bu mazlum insanların yardım
çağrısına ancak Millî Kuvvetler koşuyordu. Ermenilerin askerî
karargah olarak kullandıkları Kümbet Kilisesinde ve düşmanın
sığındığı çevredeki evlerde çatışmaya devam edildi.
Heyet-i Temsiliye üyesi İbrahim Evliya Zâde, düşmanın
bulunduğu stratejik beş noktayı muhasara altına alarak başarılı
bir şekilde taarruza devam etti. Taarruz esnasında Evliya Zade
ve arkadaşlarından bir kaçı şehit olunca harekât akim kaldı.
Ermenilerden alınan bu stratejik yerler terk edilince düşman
tekrar Kümbet Kilisesi ve çevresindeki evlere sığınarak
harekete devam etti.
8 Şubat gecesi şehirdeki Fransız birliklerinin hepsi kışlada
toplandı. Bundan endişelenen Ermeniler neden toplandıklarını
sorduklarında Fransızlar, askerî manevra olduğunu söylediler.
Ayrıca Fransızlar, Ermenilere bir mesaj göndererek evlerinde
kalmalarını aksi takdirde dışarı çıkanların kurşunlanacağını
bildirdiler. Mesajı alan Ermeniler derin bir düşünceye kapıldılar.
Her şeyin farkında olan Türkler, açlık ve çaresizlik içinde
savaşıyordu.
9 Şubat günü hava çok soğuktu ve aşırı bir kar fırtınası
vardı. Kar o kadar kalındı ki evlerin üzerini örtmüş ve bir
şey görünmüyordu. Çukurları kar doldurduğundan çevre dümdüz
görünüyordu. Bu çok ağır ve soğuk hava şartlarına rağmen
9 Şubat'ta 1000 asker ve 8 cannon topundan oluşan Fransız yardım
birliği Maraş'a geldi.
10 Şubat'ta savaş bütün şiddetiyle devam etti. Fransızların
top ateşiyle çıkardıkları yangınlar şehrin büyük bir kısmının
harap olmasına neden oldu ve akşama kadar yangın devam etti.
Her taraftan kuşatılan ve savaştan yorulan Fransız kuvvetleri
başarılı olma ümitlerini kaybettiler. Şehir semt semt Milli
Kuvvetlerin eline geçti. General Querette, Ermeni komitacılarıyla
Amerikan Kolejine sığındı ve buraya Amerikan bayrağı çektirdi.
Bundan sonra Ermeni ve Fransız kuvvetleri Müslümanlara taarruz
etmekten ziyade onlara karşı savunmaya geçti.
Sivas
Valiliği'nin 11 Şubat 1920 tarihli yazısı ile Müdafaa-i Hukuk-u
Millîye Cemiyeti Sivas Heyet-i Merkeziyesi'ne gönderdiği yazının
ekinde bulunan ve Heyet-i Temsiliye'ye i'tasi rica olunur"
ifadesi yazılmıştır. TİTEA, Kutu no 19, belge no 115.
Sivas Valiliği'nin 9 Şubat 1920 tarihinde Müdafaa-i Hukuk-u
Millîye Cemiyeti Sivas Heyet-i Merkeziyesi'ne gönderdiği yazının
ekinde bulunan ve Heyet-i Temsiliye'den alınan 8 şubat 1920
tarihli telgraf sureti, TİTEA, Kutu no 19, belge no 109.
Elbistan'dan çekilen 8 Şubat 1920 tarihli telgraf, TİTEA, Kutu
no 120 belge no 107.
The Armenian Rewiev , Vol. 31, (Spring 1978), s.68.
The Armenian Rewiev , Vol. 31, (Spring 1978), s. 56.
Hakimiyet-i Milliye, 11 Şubat 1920, sayı 8.
Fransız komutanları vasıtasıyla gönderilen telgrafta; Fransızların
Ermenilerden kurduğu taburla Maraş'ta acı olayların çıkmasına
sebep olunduğu, katliam yapılarak kanlar akıtıldığı, namusa
tecavüz edildiği, saf ve masum insanlara zulmedildiği ifade
edildi. Halkın vatan ve namus uğruna yaşlı, kadın ve çocuk
demeden toptan Fransızlarla savaşma kararında olduğu, Fransız
askerlerinin himayesindeki Ermenilerle yaptıkları mezalimin ülkeleri
tarafından kabul edilemeyeceği, Ermenilerin hayalci oldukları,
tarihte Osmanlı'nın Fransızları çok iyi tanıdığı, medeni
Fransa'nın Maraş'ta katliama izin vermeyeceği, Müslüman halkı
rencide etmenin Fransa'nın iktisadi ve siyasi menfaatine yararlı
olmayacağı belirtildi.
10 Şubat Salı günü akşamına kadar şehir bombalandı.
Ermenilerin ve Fransızların amacı şehri tamamen teslim almaktı.
Bombanın etkisiyle Müslüman halkın morali bozuldu. Halkın çok
az bir kısmı Fransızların çekileceğine inanıyordu. Bu
sebeple Türklerin çoğu teslim bayrağını çekerek şehri boşaltmaya
başladılar. Bugün Fransız kumandanına değiştirilmesi mümkün
olmayan şehri boşaltma emri verildi. Bu emir üzerine Ermeni
karargahına gelen Capital Arlabose, Fransızların Maraş'tan çekileceğini
söyledi. Bunu duyan Ermeniler şaşkına döndüler ve üzüntülerinden
kahroldular. Çünkü Ermeniler arasında Türklerin Fransızlara
teslim olacağı haberi yayılmıştı. Şimdi ise bu haberin doğru
olmadığı ortaya çıkmıştı. Bunlar İtilaf Devletleri'ne güvenerek
gelmişti ve şimdi gitmek zorunda kalıyordu. İşgalciler ve işbirlikçileri
Ermeniler mecburi olarak şehri terk etmeğe başlayınca daha önce
Maraş'tan ayrılmak zorunda kalan Türkler tekrar şehre dönmeye
başladılar.
Ermenilere göre, Fransız memurlarına, herhangi bir sorumluluk yüklenmeden
ve yaptıkları hatanın cezasını çekmeden şehirden ayrılma
izni verildi. Çaresiz kalan Ermeniler de Maraş'tan ayrılmak
zorunda kaldı.
Ermeniler, geride Türklere yıkılmış evlerini, alamadıkları
intikam dolu kinlerini ve acı dolu hatıralarını bırakarak
hayvanlarıyla birlikte Maraş'tan ayrıldılar. Maraş'tan ayrılan
Ermeniler öyle bir kinle ayrıldılar ki, ayrılırken Türklere
kalmasın diye kale gibi sığındıkları, siper olarak kullandıkları
ve canlarından çok sevdikleri sağlam kalan evlerini kendi
elleriyle yaktılar. Halbuki onların evleri Türk evlerine göre
daha sağlam ve daha iyi idi. Duvarları taştan yapılmış olan
iki veya üç katlı evlerin tavanları kiremit çatı ile kapatılmıştı.
Taştan yapılmış olan avlu duvarları ise sur gibi kalın ve yüksekti.
Bu sebeple Ermeni evlerini dışardan muhasara etmek ve yakmak mümkün
değildi. Fakat ilahi adalet öyle tecelli etti ki Ermeniler, Türklerin
yakıp yıkamadığı o muhkem ve muhteşem evlerini şimdi
kendileri elleriyle yakıp yıktılar. Birlikte kardeşçe yaşadıkları
Türklere ihanet etmenin cezasını kendi elleriyle infaz ettiler.
Gelişmeleri endişe ile karşılayan Silvan Kaymakamlığı, 10
Şubat günü Maraş'ta meydana gelen faciayı protesto ederek
kendilerine ulaşan bilgileri yetkili yerlere gönderdi.
10 Şubat'ı 11 Şubat'a bağlayan gecenin ilk saatlerinde Fransız
kuvvetleri şehri şiddetli bir şekilde bombaladı. Halkın daha
fazla ezilmesini ve şehrin tahrip olmasını önlemek amacıyla
ve Kadir Paşa'nın konağına toplanan halkın baskısıyla
Doktor Mustafa, General Querette ile görüşmeye gitti. Bu görüşmede
bir anlaşmaya varıldı. Buna göre Fransızlar şehri terk
edecekti. Doktor Mustafa'nın Fransızların Maraş'ı terk edeceği
haberini Türklere bildirmesi Ermenilerin moralini bozacaktı. Bu
sebeple Doktor Mustafa görüşmeden dönerken Hınçak Komitesi
üyeleri Doktor Artin ile Eczacı Leon tarafından şehit edildi.
Bu arada şehirle irtibatı kesilmesi nedeniyle General Querette
ile görüşmeye fırsat bulamayan ve şehirdeki gelişmelerden
haberi olamayan, aşırı derecede endişeye kapılan ve geleceği
ülkesi açısından tehlikeli bulan Albay Normand, birliklerini
İslahiye istikametine doğru çekti. Diğer Fransız ve Ermeni
askerleri de gece vakti gizlice şehirden çekildiler. Giderken
ses çıkarıp duyulmasın diye atlarının ayaklarına keçe bağladılar.
Sivas
Valiliği 10 Şubat 1920 tarihinde, Maraş faciası dolayısıyla
Hâk-i Şahaneye, Düveli İtilafiye mümessillerine, Urfa'daki
komutanlar vasıtasıyla General Goro caniplerine, Meclis-i
Mebusan'a, Hariciye Nezâreti'ne, Paris Sulh Konferansına,
Matbuat-ı Osmaniye'ye, Sadâret Makamına 13 imzalı telgrafı çekti.
TİTEA., kutu no 27, belge no 21.
The Armenian Rewiev , Vol. 31, (Spring 1978), s. 56-57.
Ermenilerin görüşlerine göre emre uymadığı bahanesiyle
Ermeni askerleri cezaevine konuldu ve Türklere saldırma fırsatı
verildi. Maraş'ta savaş çıkarıldı ve 22 gün boyunca süren
savaşta Ermeniler katledildi. The Armenian Rewiev , Vol. 30,
(Winter 1977-78), 388-397, s.394-295.
TİTEA., kutu no 25, belge no 110.
Yavuz, a.g.e., s.57-58., Akbıyık, a.g.e.,s. 230-233.
İşgalcilerin gizlice çekilip ayrılmasının hemen arkasından
Hükümet Konağına ve resmî binalara Osmanlı bayrağı çekildi.
Şehrin asayişini temin etmek için Elbistan'da bulunan askerler
Maraş'a gitmek üzere yola çıkarıldı. Kolordu Komutanlığı
bu gelişmelerden ve alınan sonuçtan dolayı Cenab-ı Allah'a şükrederek
memnuniyetini belirtti.
Maraş'tan çekilen Fransızlar ve işbirlikçileri Ermeniler,
yolların karla örtülü ve havanın çok soğuk olması
sebebiyle yolda perişan oldular. Tekrar Maraş'a dönmek için
Halep-Adana arasında tahkimat yapmaya çalıştılar ise de bir
sonuç alamadılar. Bu arada Maraş halkına zulmeden Fransız ve
Ermenilerin şehirden ayrılmasına Müslümanlar son derece
sevindi.
Maraş'tan çekilen ve medeni geçinen Fransız ve onlara öncülük
eden Ermeniler gittikleri bölgede bilhassa Urfa'da Müslümanları
katletmeğe devam etiler. Halkın mallarını gasbettiler. Malları
gasp edilen ve savaşta yorgun düşen Maraş halkı arasında açlık
baş gösterdi. Bunun üzerine can ve malları zarar gören
insanlara yardım olarak Ziraat Bankası vasıtasıyla 10.000 lira
gönderildi.
Yabancı basına göre Millî Mücadelenin Güney cephesi Maraş,
Antep ve Urfa'da toplam kayıp 10.000 Ermeni ve 600 Fransız asker
idi. Suriye'deki Fransız işgal kuvvetlerinin günlük masrafı
ise 2.000.000 franktı. Bu ağır masraf Fransızların maliyesine
aşırı bir yük getiriyordu.
Şehirden çekilmeye mecbur edilen Fransızlar, dönecekleri ümidiyle
Mersin limanına 4 fırka asker çıkarmayı ve Adana'da bulunan 2
batarya ve bir kıta asker ile birlikte Maraş'a yeniden saldırmayı
planladılar. Fakat Araplar, Camıslı ve Yaslık civarında müsademeye
girdikleri Fransızları perişan bir halde geri püskürttüler.
Fransızların Maraş'tan zorla geri çekilmesi İstanbul'daki Büyük
Elçiyi telaşa düşürdü. Bundan sonra Fransız yetkilileri
Maraş'ta kendilerine karşı yapılan kıyamı daha iyi anlamaya
başladılar. Çünkü bu kıyam Maraş halkının istikbalde özlediği
ve asla vazgeçemeyeceği istiklal ve hürriyet içindi.
Sivas
Valiliği'nin Müdafaa-i Hukuk-u Millîye Cemiyeti Sivas Heyet-i
Merkeziyesi'ne gönderdiği 12 Şubat 1920 tarihli yazısı, Sivas
Valiliği aynı tarihli yazıyı Anadolu Kadınlar Cemiyeti
Riyaseti'ne gönderdi. TİTEA, kutu no 20, belge no 1.
TİTEA, kutu no 20, belge no 30.
Sivas Valiliği'nin Müdafaa-i Hukuk-u Millîye Cemiyeti Sivas
Heyet-i Merkeziyesi'ne gönderdiği 12 Şubat 1920 tarihli yazının
ekinde bulunan Aziziye Kaymakamlığından cevaben alına 11 Şubat
1920 tarihli telgrafın suretidir. TİTEA, kutu no 20, belge no 6.
3. Kolordu Kumandanlığının Sivas Vilayetine yazdığı 18 Şubat
1920 tarih ve 744 sayılı yazı, TİTEA, kutu no 18, belge no 19.
Erkân-ı Harbiye Reisinin Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Sivas Heyet-i
Merkeziyesi'ne yazdığı 3 Mayıs 1920 tarih ve 3264 sayılı yazı.
TİTEA, kutu no 17, belge no 57.
Erkân-ı Harbiye Reisinin Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Sivas Heyet-i
Merkeziyesi'ne yazdığı 24 Şubat 1920 tarih ve 1434 sayılı
yazı. TİTEA, Kutu no 18, belge no 12.
3. Kolordu Erkân-ı Harbiye Reisinin Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti
Sivas Heyet-i Merkeziyesi'ne yazdığı 7 Mayıs 1920 tarih ve 113
sayılı yazı. TİTEA, Kutu no 18, belge no 33.
Bu araştırma tamamlarken şu gerçeği de ifade etmek uygun
olacaktır. Nitekim Maraş'ta yaşayan Ermenilerin bir kısmı,
Fransızların yanında yer alan Ermeni lejyonlarının halka karşı
yaptıkları zulmün doğru olmadığını idrak etmişti. Bu
sebeple Ermeni Başpiskoposu Janparyan ve murahhas üyesi Haçador
ve Padolu İbrahim Efendi gibi Ermeniler, Büyük Millet Meclisine
çektikleri 18 Temmuz 1920 tarihli telgrafta Hükümete bağlı
olduklarını, Fransız veya başka bir yabancı devletin
gelmesini kesinlikle kabul etmediklerini, Osmanlı olarak doğduklarını
ve yine aynı devletin vatandaşı olmaktan başka istekleri olmadığını,
bu isteklerini çeşitli patrikhane ve elçiliklere yazdıklarını
bildirdi.
ÖZET
Fransızların Maraş'ı işgalinin
ilk günü 31 Ekim 1920'de Ermeniler halkın namusuna ve mukaddes
değerlerine hakaret etmeğe başladılar. Aynı gün hamamdan çıkan
bir kadının yüzünü açmak isteyince Sütçü İmam Olayı
meydana geldi. Fransız ordusunda bulunan Ermeni askerler intikam
almak amacıyla katliam yapmaya başladılar. Agop Hırlakyan gibi
Ermeniler Fransızlara kucak açtılar. Ermenilerin tahrikine kapılan
Fransızlar kaleden Türk Bayrağını indirdiler.
Fransız üniforması giyen Ermeni lejyonları Maraş çevresindeki
köylerde masum insanları şehit ettiler. Camileri sabote edip
minarede ezan okuyan müezzine ateş açtılar. Şehirde gündüz
06-18 saatleri arasında işe gitmeyi ve sokağa çıkmayı
yasakladılar.
22 Ocak- 11 Şubat 1920 tarihleri arasında süren savunma savaşında
Ermeniler, Fransızlarla birlikte Maraş'ı top ateşine tuttular.
Şehrin muhtelif yerlerinde yangınlar çıktı. Türklerin evleri
tek tek seçilerek yakıldı. Mitralyöz ateşi altında yok
edilmek istenen Maraş halkı sesini duyurmak ve yardım istemek için
bildiriler yayınladı. 22 gün süreyle bomba ve yangın felaketi
içinde yok olma tehlikesi ile karşı karşıya gelen şehir halkı
soylu bir şekilde mücadelesini sürdürdü.
General Querette'nin emriyle devam eden top ateşi halkı yıldıramadı.
Ermeniler sığınak olarak kullandıkları Kilise ve evlerinden
devamlı silahlı saldırıda bulundular. Onların bu hareketi şehirde
Atatürk'ün emriyle örgütlenen ve hareket eden Kuvâ-yı
Milliye tarafından etkisiz hale getirildi. Fransız ve
Ermenilerin çok soğuk geçen bu mevsimde yaptıkları katliamla
halkı susturamayışları telaşa düşmelerine sebep oldu. 10 Şubat
günü Fransız kumandanı ve Ermeni komitacılar Amerikan
Kolejine sığındılar. Aynı gün şehir sabahtan akşama kadar
bomba ile harabeye çevrildi ise de gelişmeleri tehlikeli bulan işgalciler
gizlice kaçmaya karar verdiler. 11 Şubattan itibaren Fransızlar,
işbirlikçileri Ermeniler güneyde bulunan Türkoğlu
istikametine doğru Maraş'tan ayrıldılar. Yolların karla örtülü
ve havanın soğuk olması sebebiyle kaçan Fransız ve Ermeniler
perişan oldular. Türklerden intikam alan ve kaçmaya mecbur olan
Ermeniler tabiatın olumsuz şartlarıyla karşı karşıya
kalarak büyük kayıplar verdiler.
Anahtar Kelimeler
Maraş, Fransız, Ermeni, Sütçü İmam, katliam.
ABSTRACT
Armenians started to insult the
honour and the sacred values of the Turks on the first day of the
occupation of Maraş by French on 31 October 1920. On the same
day, because of the fact that a French soldier wanted to uncover
the veil of a woman coming from a public bath, the Sütçü İmam
event came into being. Armenians in the French army started to
massacre in order to take revenge. Armenians such as Agop Hırlakyan
welcomed the French authorities. The French brought down the
Turkish flag from the castle by the provocation of Armenians.
Anadolu
azası olarak imzalanan 18 Temmuz 1920 tarihli telgraf Ankara'dan
Erzurum'a çekildi. TİTEA., kutu no 24, belge no 91.
Armenian Legions wearing French uniforms killed innocent people in
the villages around Maraş. They sabotaged the mosques and fired
Muazzin calling for Azan. They also imposed a curfew on the city
between 06:00am and 18:00pm.
Armenians bombarded Maraş with the French during the defence
which continued from 22 January to 11 Febuary 1920. Fires started
in various places of the city. Turks' houses were selected one by
one and were fired. The people in Maraş, who wanted to be
destroyed by mitrailleuse, published annoucements in order to
receive help and announce their voice. The people of the city who
faced the danger of destruction in the fire and bombardment during
the 22 days, showed an honoured struggle. The bombardment which
continued by the order of General Querette could not intimidate
the people.
Armenians opened fire continuously from their houses and churches,
which they used as a shelter. Armenian attacks were made
ineffective by the Kuvâ-yı Milliye which was organized by the
order Atatürk. That the French and the Armenians did not suppress
the people by massacring in so bad weather forced them to fall in
confusion. The French commander and the Armenian Komitas (an
Armenian secret society) took shelter in the American College on
10 February. On the same day, the city turned into a ruin by the
bombs from morning till evening. But the occupation forces decided
to leave after seeing the dangerous position. As from 11 February,
the French and their Armenian allies left from Maraş towards
Turkoğlu direction. Because of the cold weather and the snowy
roads, the escaped Armenians became miserable. The Armenians who
took revenge from Turks and who were forced to escape, lost many
lives due to the harsh weather conditions.
Key Words
Maraş, French, Armenians, Sütçü İmam, massacre.
|
|