|
I. DÜNYA SAVAŞI SIRASINDA MARAŞ'TA ERMENİ MEZALİMİ
Doç. Dr. Ahmet
Eyicil*
1. MARAŞ'TA ERMENİ MEZALİMİ
1908 Halep Vilayeti Salnamesi'ne göre Maraş merkezinde; 4 Ermeni,
3 Protestan, 2 Katolik, 1 Latin kilisesi ve 15 Hıristiyan mektebi,
Zeytun'da (Süleymanlı) 6 kilise, 2 manastır, 1 gayri Müslim rüştiye
ile 5 iptidai mektebi, Elbistan'da 3 kilise, Göksun'da 1 Ermeni
kilisesi ile 4 Protestan mektebi bulunuyordu. Maraş merkezinin nüfusu
46557 Müslüman, 11180 Ermeni, 3567 Katolik olmak üzere toplam
67974 idi.
Osmanlı Devleti idaresi altında çok geniş din hürriyetinden
istifade eden Ermeniler, 1453-1909 tarihleri arasında mutlu ve
imtiyazlı biçimde yaşadılar. İçinde bulunduğu nimetin kıymetini
anlamak istemeyen nankör, maceraperest, hayalci, iki yüzlü, ırkçı,
hilekar, isyancı, yalancı, kurnaz, inatçı, fırsatçı,
menfaati için her şeyi yapan Türk ve İslam düşmanı olan
Ermeniler; ülkemizin çeşitli yerlerinde zaman zaman isyan
ettiler. Bilhassa Rusya, Amerika ve Avrupa'nın Osmanlı Devleti
aleyhinde yaptıkları siyasî propagandaların etkisi altında
kalan Anadolu'daki Ermeniler arasında değişik yer ve tarihlerde
ayaklanmalar başladı. 1862 de Zeytun'da, 1863 de Van'da ve 1865
de Çarsancak'ta ayaklanarak Osmanlı idaresine karşı olduklarını
ortaya koydular.
Zeytun'da isyanın hazırlanmasında Maraş'taki Amerikan
Koleji'nin ve Amerikalı misyonerlerin çok büyük etkisi oldu.
Misyonerler, kaldıkları yarım asır boyunca burada binlerce
dolar harcayarak Ermenileri Osmanlı aleyhine yönlendirdiler.
Amerikalılar, 1868 de Maraş'a ilk defa konsolos tayin ettirerek
faaliyetlerini daha da genişletme imkanı buldular.
II. Abdülhamit devrinde Türkiye'de dört yüz Amerikan eğitim
kurumu bulunuyordu. Devletin bunlardan ruhsatsız faaliyette
bulunanları kapatmak istemesi üzerine Amerikan Elçiliği, dört
yüz eğitim kurumundan on kuruma izin verilmesini istedi. Bu
istek üzerine on Amerikan eğitim kurumunun faaliyetlerine devam
etmesine izin verildi. İzin verilenler arasında Maraş'ta İlahiyat
Fakültesi, Amerikan Kız Koleji ve misyoner ikamet haneleri olmak
üzere toplam üç kurum vardı. Yani Amerikan eğitim kurumlarının
faaliyetlerine devam etmesine izin verilen on kurumdan üçü Maraş'ta
idi. Nitekim bu gelişmelerden sonra Maraş'ta toplanan Amerikan
misyonerlerinin sayısı hızla arttığı gibi eğitim ve
misyonerlik faaliyetleri de yoğunlaştı.
Londra'da bulunan Ermeni örgütü Hınçak'ın amacı Osmanlı
Devleti'nin içinde bulunan sözde Ermeni meselesinin varlığını
Avrupa kamuoyuna duyurmak ve bu kamuoyunu Türkler aleyhinde kışkırtmaktı.
Gerçekte ise Londra'da bulunan Hınçak Ermeni örgütü, tamamen
İngilizlerin yönetimi, denetim ve desteği altında bulunuyor ve
el altından siyasî bir araç olarak kullanıyordu.
Londra'da bulunan Hınçak Komitesi şubesinin başkanı
Nazarbeg'in planladığı faaliyetler 1895 yılının ilk aylarında
başladı. İsyan bölgesi olarak Zeytun seçildi. Bölgeye İngiltere'de
bulunan Hınçak Komitesine Mensup bir propaganda ekibi gönderildi.
Propaganda gurubu, bölge halkının silahlanmasını sağlarken
silah ve paranın komite tarafından gönderileceğini, isyanın
başlamasıyla birlikte İngiliz deniz kuvvetlerinin Mersin ve İskenderun
limanlarını işgal edeceğini ve karaya asker çıkaracağını
söyledi.
*
Kahraman Maraş Sütçü İmam Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi
Tarih Bölümü Öğretim Üyesi.
Abdullah Emircan, Mehmet Emin Gerger, Ermeni Vahşeti, Cemre Yayınları,
İstanbul 1992, s.15-16.
A. Nimet Kurat, Türkiye ve Rusya, Kültür Bakanlığı Yayınları
Kültür Eserleri Dizisi 150, Ankara 1990, s.113.
Yaşar AKBIYIK, Milli Mücadelede Güney Cephesi Maraş, Atatürk
Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu, Atatürk Araştırma
Merkezi, Ankara 1999, s.312.
Zeytunlu Ermeni isyancı grup liderleri, köy temsilcileri ve
propagandacılar Eylül 1895 de Karanlıkdere'de yaptıkları
toplantıda isyanın ne zaman, nasıl ve nerede çıkarılacağını
kendi aralarında karalaştırdılar. Alınan karar üzerine altı
bin Zeytun Ermeni'sinin katıldığı isyan 19 Ekim 1895 de başladı.
İsyana katılan asilerin tamamı son model İngiliz yapımı harp
silah ve araçları ile donatıldı. Kamu binalarını basan
Ermeniler, buralarda bulunan asker, subay, kaymakam ve diğer
yetkilileri esir aldı. İsyan planlandığı gibi kısa zamanda bölgeye
yayıldı. Asîler üzerine gönderilen birlikler tarafından
Zeytun kuşatıldı. Asilerin kuşatılarak imha edilmesi karşısında
endişeye kapılan İngiltere, Fransa ve Rus konsolosları müdahale
ederek olayın durdurulmasını istediler. Konsolosların müdahalesi
neticesinde isyancıların silahları teslim alındı ve af çıkarıldı.
İngiltere'den gelen ve gönderilen isyancılar dahil bütün
komitacıların yurt dışına çıkarılmasına izin verildi ve böylece
isyan sona erdi.
Patrikhane tarafından yönlendirilen Ermeni komiteleri 1905 de
Paris'te yaptıkları bir kongrede Kilikya'da (Adana ve Maraş)
bir Ermeni devletinin kurulmasına karar verdiler. Patrikhanenin
etkisiyle alınan bu karar, gerçekte haç ve kılcın ittifakı
idi.
Osmanlı Devleti'nin I. Dünya Savaşı'na girmesini fırsat bilen
Ermeniler, içerden devleti çökertmek için işgalci batı güçlerinin
oyununa gelerek kin ve intikam duygularıyla Türk ordusunu
arkadan vurmaya, savunmasız Müslüman milleti acımasızca
katletmeğe başladılar. 1878-1915 tarihleri arasında bir buçuk
milyon Müslüman'ı şehit ettiler. Ermenilerin yapa geldikleri
bu ihanetlerinden dolayı 14 Mayıs 1915'te tehcir kanunu çıkarıldı.
Devlete ve millete zarar veren ve verme teşebbüsünde bulunan
Ermenilerin bulundukları yerden alınarak daha güvenli yerlere
nakledilmeleri sağlandı.
23 Nisan 1914'te Zeytun'da bir eve saklanan sekiz Ermeni eşkıyasını
tutuklamak için üzerlerine bir jandarma müfrezesi gönderildi.
Teslim olmak istemeyen eşkıya asker üzerine ateş açtı ve bu
çatışmada halktan bir kişi öldü. Ev tam olarak ablukaya alındığı
sırada Ermeni Piskoposu olaya müdahale etti. Ayrıca Ermeni halkı
da bu durumdan istifade ederek jandarma üzerine silahla saldırdı.
Çatışmanın kontrol edilmeyecek kadar büyümesi üzerine
jandarma müfrezesi eşkıyayı tutuklayamadan Maraş'a dönmeye
mecbur oldu.
Ermeni isyancılar, 17 Ağustos 1914 de Zeytun askerlik şubesinden
terhis edilen Andırınlı yüz Müslüman'a hücum ettiler ve
bunları hunharca öldürdüler. Bu saldırı esnasında Beşen Köyü'ne
mensup birçok masum insanı da katlettiler.
Hınçak komitesi başkanı Çakıroğlu Panos'un evinde toplanan
Ermeniler, Hükümet binasını basarak kaymakamı öldürmeyi ve
telgraf tellerini kesme konusunda karar aldı. Fakat Ermenilerin
gerekli tedbirleri zamanında alamaması ve hücum emrini vaktinde
verememesi nedeniyle alınan bu iğrenç karar uygulanamadı.
Ahmet,
EYİCİL Maraş'ta Ermeni Siyasî Faaliyetleri, Gün Yayıncılık,
Ankara 1999, s.214-226.,
Osmanlı Arşivi Yıdız Tasnifi Ermeni Meselesi (Ottoman Archives
Yıldız Collection The Armenian Question ) Tarihi Araştırmalar
ve Dökümasyon Merkezi Kurma ve Geliştirme Vakfı, İstanbul
1989, c.2, s.433.
Erdal İlter, Ermeni Kilisesi ve Terör, Ankara Üniversitesi
Osmanlı Tarihi Araştırma ve Uygulama Merkezi Yayınları, sayı
3, Ankara 1996, s.55.
Emircan, a.g.e.,s.26.
Askeri Tarih Belgeleri Dergisi (ATBD), Sayı 86, belge no 2048,
Ankara Nisan 1987, s.1.
Kırk kişilik bir silahlı Ermeni çetesi Zeytun'a yaya bir
saatlik mesafede yirmi bir yolcuyu 2 Eylül 1914 tarihinde soyarak
12.000 kuruş parasını zorla aldı. Kışlada bulunan otuz er,
Zeytun'daki Ermenilerin baskı ve zulmüne dayanamayarak kaçmaya
mecbur oldu. Ermeni eşkıyasının yaptığı zulme Müslümanlar
tarafından karşılık verileceği endişesi ortaya çıkınca
Maraş'ta bulunan seyyar bölüğündeki acemi 200 erden oluşan
kuvvetin Zeytun'a gönderilmesine kara verildi. Daha fazla kuvvete
ihtiyaç bulunmasına ve istenmesine rağmen şehrin güvenliğini
sağlamak için 1160 mevcutlu Depo Taburunun Maraş'tan ayrılmasına
izin verilmedi.
24 Ekim 1914 tarihinde Maraş eşrafından on beş kişinin imzası
ile Harbiye Nezaretine gönderilen telgrafta; Ermeni eşkıyasının
1895 yılında Andırın Hükümet Konağını yaktığını, bu
tarihten beri akıl almaz bir şekilde halka zulmettiğini,
erkekleri öldürerek çocukları yetim ve kadınlar dul bıraktığını,
1910 yılından beri dağlara çıkan eşkıyanın Müslümanların
yollarını keserek kan döktüğünü, seferberlik davetine
icabet ederek Zeytun'a koşan 60 nefer askerin üzerine saldırarak
250 lirasını gasbettiğini, eşkıyanın cezalandırılmadığını,
bazı nüfuzlu kimselerin eşkıya tarafını tutarak suçluları
affettirmek istediklerini, bu durumdan Müslümanların çok üzüldüğünü
ve onları destekleyenlerden nefret ettiklerini, eğer durum böyle
devam ederse seferberlik davetine katılacak olanlar üzerinde
olumsuz etki bırakacağını ve bir kaç gün önce Jandarma
Ahmet'in şehit edildiğini bildirdi. Ayrıca eşraf, şehitlerin
kanı kurumadan eşkıyanın cezalandırılmasını ve
affedilmemesini, eşkıyanın cezalandırılmasından sakınılıyorsa
Müslüman halkın serbest bırakılmasını istedi.
İngiliz, Rus ve Fransızların siyasî emellerine alet olan ve
tahriklerine kapılan Ermeniler, işgalcilerin bulundukları bölgelerde
Osmanlı kuvvetlerinin gücünü zayıflatmak ve etkisiz hale
getirmek için harekete geçtiler. Hınçak Komitesi'nin öncülüğünde
isyan ederek katliamlar yaptılar.
Zeytun'da I. Dünya Savaşı yıllarında isyanı sevk ve idare
edenler, Hınçak Komitesi başkanı Çakıroğlu Panos ile kardeşi
Solakoğlu Mesrup ve Yeni Dünyaoğlu Nisan adlı Ermenilerdi.
Ermeni çetesi Zeytun'un sarp yerinde bulunan Tekye Manastırı'na
çekildi. Bunların takîbâtı esnasında Şubat 1915'te Maraş
Jandarma Kumandanı Binbaşı Süleyman Bey ile yirmi beş asker
şehit düştü ve otuz dört asker yaralandı. Asilerin bir kısmı
yakalandı ise de, çoğu karanlıktan ve bulundukları yerin sarp
oluşundan faydalanarak kaçmayı başardı.
Küçük bir jandarma müfrezesi 18 Mart 1915'te Maraş ile Zeytun
arasında otuz kişilik bir Ermeni çetesinin silahlı saldırısına
uğradı. Saldırıda 6 er şehit oldu. Aynı gün iki jandarma
koruyuculuğunda Zeytun'a gelmekte olan acemi erler Ermeniler
tarafından kiliseye hapsedildi.
Veysel
Eroğlu, Ermeni Mezalimi, Sebil Yayınevi, İstanbul 1995,
s.97-98.
ATBD, Sayı 81, Belge no 1806, Ankara Aralık 1982, s.19.
ATBD, Sayı 86, Belge no 2049, s.5.
Şehit edilen Maraş İl Jandarma Kumandanı Binbaşı Süleyman
Bey'in anısına Zeytun'un adı İrade-i Seniye ile Süleymanlı'olarak
değiştirildi. Yalçın Özalp, Milleti Sadıka Patırtısı ve
Maraş, Fatih Gençlik Vakfı Matbaası İşletmesi, İstanbul (tarihsiz),
s.325.
EROĞLU, a.g.e. s. 99-100.
Zeytun'a cephane götüren jandarma kıtasına 10 Nisan 1915'te
silahlı Ermeni eşkıyası saldırdı. Çetelerin devamlı olarak
saldırıları sebebiyle bölgede huzur ve güvenlik kalmadı.
Bunun üzerine Zeytun ve Maraş'ta oturmaları sakıncalı bulunan
Ermenilerin mecburi olarak Konya'ya gönderilmesi hususunda gereğinin
yapılması IV. Ordu Kumandanı Cemal Paşa'ya bildirildi.
Fransa ve Rusya'nın tahrik ve teşvikiyle Osmanlı Devleti'ne karşı
ayaklanmayı alışkanlık haline getiren Zeytun Ermenileri, Çanakkale
Savaşları'nın devam ettiği 18 Mart 1915'te isyan ederek
yeniden ayaklandılar. Vatanını savunan Türk askerini arkadan
vurdular. Bunun üzerine 25 Mart 1915'te isyancıların saklandığı
Saint Mary Manastırı üzerine asker gönderildi. Çatışma akşama
kadar devam etti ve eşkıyanın bir kısmı gece firar ederek
kurtuldu. Müsademede 26 asker yaralandı, bir binbaşı ve 8 er
şehit oldu, 100 eşkıya yaralandı ve 37 eşkıya öldürüldü.
25 Mart'ta Zeytun'da aramaya devam edildi ve 5 eşkıya ele geçirildi.
Ayrıca silah, barut, zararlı yayın ve Ermeni cemiyetinin mührü
bulundu. Yapılan sıkı takip ve alınan caydırıcı tedbirler
üzerine 29 Mart'ta 300 eşkıya teslim oldu. 2 Nisan'da firar
eden eşkıya Ali Kayası ve Sultan Dağı mevkiinde toplandı.
Muhtemel bir katliamı önlemek için üzerlerine bir dağ topuyla
bir müfreze asker gönderildi. Manastırdan kaçan eşkıya
stretejik bir yer olan Fındıcak'a yerleşti ve burada 8 Haziran
1915 tarihinden itibaren yeniden isyan etti. Fındıcak köyüne
toplanan 400 Ermeni eşkıyası, çevre köylerde bir çok ev yaktı
ve 10 Müslüman'ı öldürdü. Eşkıya ile 132. Alay arasında
20 Temmuz'da çatışma başladı. Çatışmada 2 jandarma şehit
oldu ve 3 jandarma da yaralandı. Olayların büyümesi üzerine
IV. Ordu Kumandanı Cemal Paşa 132. Alay'ın takviye birlikleri
ile kuvvetlendirilmesini istedi. 2 Ağustos 1915'e kadar devam
eden Fındıcak isyanında iki bin asker beş bin sivil olmak üzere
toplam yedi bin Müslüman Türk şehit verildi. Ermenilerden ise
sadece iki bin yüz isyancı öldürüldü.
IV. Ordu Kumandanı Cemal Paşa, I. Dünya Savaşı esnasında güneyde
çıkarılacak Ermeni isyanlarının sebeplerini ve güvenlik bakımından
vereceği zararı çok iyi biliyordu. İsyanın çıkması halinde
asayiş ve güvenliği sağlamak amacı ile Ermenilerin yaşadığı
Zeytun gibi hassas yerlerde bir çok askeri kuvvet bulundurmak
zorunda kalınacaktı. Dörtyol, Antep, Urfa ve Zeytun gibi bölgelerde
çıkarılacak Ermeni isyanı Suriye'yi Anadolu'dan ayırmayı
kolaylaştıracaktı. Buralarda yaşayan Ermeniler, eskiden beri
isyan çıkarmaya hazır ve alışık olmalarından dolayı sadece
dışarıdan verilecek bir emri bekliyorlardı. Bu hassas durumdan
istifade eden Fransız ve İngiliz Doğu Akdeniz orduları
kumandanları, Çanakkale Savaşları'nın en şiddetli anlarında
Ermenilere verdikleri talimatla isyanı başlattılar. Ayrıca bu
durumunu çok iyi bilen Amerikan Milli Ermeni Savunma Komitesi başkanı
Miran Seraslan, İngiliz Dış İşleri Bakanlığı'na bir mektup
gönderdi ve mektubunda Kilikya'ya gönüllü isyancı sevk etmek
için hazırlık yaptığını, oradaki Ermenilerin Sis (Kozan),
Haçin (Saimbeyli), Fırnıs, Maraş ve Fındıcak'ta isyan bayrağı
açarak Toros Dağları'ndan Akdeniz'e kadar bir savaş sahası
oluşturacağını ve böylece Osmanlı ordularının Mısır'a doğru
ilerlemesine engel olunabileceğini belirtti.
ATBD,
Sayı 81, Belge no 1820, s.98.
ATBD, Sayı 81, Belge no 1823, s.112.
EYİCİL, a.g.e., s.333.
EYİCİL, a.g.e., s.340. ATBD, Sayı 86, Belge no 2053, s.23.
EYİCİL, a.g.e., s.342.
ATBD, Sayı 81, Belge no 1836, s.176.
EYİCİL, a.g.e., s.342-47.
AKBIYIK, a.g.e., s.310.
Devleti aleyhinde isyan etmeleri sebebiyle Zeytun'daki Ermenilerin
tamamı 9 Mayıs 1915 ten itibaren tehcir edildi. Bu arada Maraş'tan
tehcir edilen Ermenilerden borçlu olanların borcu alınmadı ve
ticaretle meşgul olanlarının şehirde kalmasına izin verildi.
Tehcir esnasında haksızlık yapan görevliler hakkında gerekli
yaptırımlar yapıldığı gibi haksızlığa uğrayan
Ermenilerin de maddi masrafları Maliye Bakanlığınca karşılandı.
Bağdat Demiryolu projesi, Almanya ile Osmanlı ilişkisinin
artmasına ve İngiltere'nin endişeye düşmesine sebep oldu. İngiltere,
Hindistan ve Mısır'la olan ulaşımını sağlayan yol güvenliğinin
tehlikeye düşmesinden korkuyordu. Rusya, Osmanlı'nın güç
kazanmasına karşı çıkıyordu. Fransa, Türkiye'nin mali işlerine
Almanya gibi başka bir devletin karışmaya başladığını görmekten
dolayı büyük bir endişeye kapılırken, müttefiki Rusya'nın
da siyasî emellerini destekliyordu.
1903 Bağdat Demiryolu anlaşmasında kendilerine şart koşulan hükümlere
bağlı kalacağını taahhüt eden Almanya'nın Asya Türkiye'sinde
dört yüz elli misyoneri ve yüzlerce yerli Hıristiyan yardımcısı
bulunuyordu. Alman Katolikleri, misyonerlik faaliyetlerinde
Protestanlardan geri kalmıyordu. Bilhassa demiryolu inşası
esnasında bölgede bulunan Katolik ve Protestan mezheplerinde
olan Ermeniler inşaatlarda çalışıyorlardı. Almanlar, Toros Tünelleri'nin
inşasında çalışan Ermenilerin iş gücünden faydalanıyordu.
Almanların himayesi altında çalışan ve bunu fırsat bilen
Ermeniler, gündüz işçilik ve gece eşkıyalık yapıyorlardı.
Bu nedenle demir yolunun güvenliğini sağlamak ve işçilerin
faaliyetlerini takip etmek için Şimendifer Taburu kuruldu.
Aslen Fransız olup İtalyan vatandaşlığından ayrıldıktan
sonra Osmanlı vatandaşlığına geçen Robert, şimendifer işletme
ve inşaat şirketinde birçok Ermeni ve Rum asıllı memur ve işçileri
istihdam etti. Bu şirkette çalışan Ermeniler de, Türklerden
intikam almak için çete faaliyetlerine devam ettiler. Bu nedenle,
Toros Demiryolu'nda çalışan Maraşlı Ermeni işçilerinin 22
Nisan 1916 tarihinde 24 saat için de Maraş'a dönmelerinin sağlanması
Dahiliye Nezaretince Maraş Mutasarrıflığı'ndan istendi.
AKBIYIK,
a.g.e, s.311.
Osmanlı Belgelerinde Ermeniler (1915-1920), (O.B.E.) Başbakanlık
Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü Osmanlı Arşiv Dairesi Başkanlığı,
Yayın Nu:14, Ankara 1994,s.28.
O.B.E., a.g.e., s.37.
O.B.E., a.g.e., s.39.
O.B.E., a.g.e., s.188.
Edward Mead EARLE, Bağdat Demiryolu Savaşı, Tercüme eden: Kasım
Yargıcı, Milliyet Yayınları, 1972, s.18
Earle, a.g.e.,s.136.
Earle, a.g.e.,s.145.
12. Kolordu Kumandanlığının 22. 5. 1918 tarih ve 1519 sayılı
yazısı. Askeri Tarih Araştırmaları Stratejik Etüt Başkanlığı
(ATASE), Klasör no 4223, dosya no 84, belge no 1-120. 12.
O.B.E., Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü
Osmanlı Arşiv Dairesi Başkanlığı, Yayın Nu:14,Ankara
1994,s.137.
26 Nisan'da Marş'ta tehcir kararına göre sevk olunmayan; 3845
erkek ve 5000 kadın olmak üzere toplam 8845 Ermeni bulunuyordu.
Bunların 500'ü Gregoryan ve diğerleri Katolik idi. İsyana katılması
sebebiyle Katoliklerin sevkı yapıldı ve isyana katılmayan
Gregoryanların ise sevkı iptal edilerek yerlerinde kalması sağlandı.
Devletten aldığı ihalelerle aşırı derece de zengin olan,
daha önce çeşitli isyanlara katılan, Katolik olan ve bilhassa
1895 isyanında 50,000 adet şınaydır ve martin tüfek ile
20,000,000 milyon merminin alınmasında önemli rol oynayan sabıkalı
Maraş Mebusu Hırlakyan Efendi Meskene'ye sürgün edildi.
İsyan çıkarmak amacıyla toplanıp dağa çıkan Ermeni eşkıyası,
Müslüman köylerde barınamıyordu fakat, Müslüman olmayan köylerden
destek buluyordu. Tâkîbat sonucunda yakalanmaktan kurtulan
Ermeni eşkıyası sarp arazilere gizleniyor ve Toros demir
yolunun geçtiği dağlık arazide çalışan Ermeni işçilerle
diyalog kuruyordu. Eşkıya ile birleşen Ermeni işçiler,
onlarla birlikte çevredeki Müslüman köylerde cinayet işledikten
ve halkı soyduktan sonra tekrar iş başına dönerek izlerini
kaybettirmeye çalışıyorlardı.
Tehcire tabi tutulan Ermenilerin bir kısmı yolculuk esnasına güvenlik
açısından sıkıntılara sebep oluyordu. Buna meydan vermemek için
Hükümetçe gerekli tedbirler alındı. İzmir'den zorla çıkarılıp
sevk edilen 200 Ermeni komitacı muhafaza altında 13 Kasım 1916
da Maraş yoluyla Zor'a sevk edildi.
5 Aralık 1917 de İslahiye civarında halka zulüm eden bir
Ermeni çetesinin olduğu tespit edildi. Bu çeteye demir yolunda
çalışan Ermeniler yardım ediyordu. İşçiler demiryolundan ve
Şimendifer Taburu'ndan çaldıkları silah, cephane ve eşyaları
çetelere gönderiyorlardı. Bunların desteğini alan Ermeni çetesi
çevrede tedhiş hareketine devam ediyordu. Çetenin
faaliyetlerine son vermek için denetim artırıldı ve Miralay
Fuat Bey, Amele Taburu ile inşaatta çalışmak amacıyla yerleştirilen
işçilerin denetim ve gözetimini yapmak üzere görevlendirildi.
İslahiye civarındaki Ermeni çetesinin tâkîbatı yapılırken
diğer bölgelerde de çete faaliyetleri devam ediyordu. Maraş'ın
kuzeyindeki Ali Kayası civarında otuz kişilik Ermeni çetesinin
takibi için Kilis ve Antep'ten otuz kişilik müfreze gönderildi.
Yardım olarak gönderilen kuvvetlerle bu çetelerin takibi 14 Şubat
1917 tarihinde tamamlandı.
Maraş ve çevresinde Ermeni eşkıyasını etkisiz hale getirmek,
firarileri yakalamak ve asayişi sağlamak için Onuncu Depo Alayının
Birinci Taburu 16 Kasım 1917 tarihinden itibaren Maraş'ta
bulunduruldu. İki ay boyunca bu tabur etkili olamadı. Birinci
taburun kırkar mevcutlu üç müfrezesi Pazarcık, bir müfrezesi
de Andırın'a gönderildi. Burada askerin istirahati sağlandıktan
sonra çevrede asayişi sağlamak amacıyla 16 Ocak 1918'de
harekete geçildi. Hareket esnasında tabur kumandanı, kurallara
uymadığı gibi disiplini sağlamakta sorumluluğunu idrak etmedi.
Kumandanın bu tutumu düşmanı cesaretlendirdi ve Ermeni çetesinin
Maraş'a yaklaşmasını kolaylaştırdı. Bunun üzerine eşkıyayı
durdurmak için iyi eğitilmiş asker gönderilmesi ve bölgenin
menzil müfettişince denetlenmesi ve tabur kumandanına gerekli
emrin verilmesi istendi. Öyle ki 27 ocak 1918 tarihinde şehirde
asayiş ve güvenlik tamamen bozuldu. Bu sebeple çevrede bulunan
köylerde yaşayan Ermeniler bile eşkıyalık yapmaya cesaret
etti.
O.B.E.,
a.g.e., s. 140.
O.B.E., a.g.e., s.147.
ATASE, klasör no 5168, dosya no 16, belge no 20.
ATASE, klasör no 5168, dosya no 16, belge no 20-2.
O.B.E., a.g.e., s.158.
On İkinci Kolordu Kumandanliğının Adana Askeri Hat Komiserliğine
gönderdiği 5.12.1917 tarih ve 4851 sayılı yazısı. ATASE,
Klasör no 4223, Dosya no 84, Belge no 1-3, 1-4, 1-5, 1-6, 1-7,
1-8,.
İslahiye Takip Müfreze Kumandanlığının 14.2.1917 tarihli
telgrafı. ATASE, Klasör no 4223, Dosya no 84, Belge no 1-16.
Onuncu Depo Alayının Birinci Taburunda bulunan zabit Nedim
Efendi 5 Ocak 1918'de Göksun'un Kösürük Gözü adındaki yerde
müsademede (silahlı çatışma) şehit oldu ve 4017 numaralı
Alman yapımı mavzeri eşkıya tarafından gasp edildi.
ÖZET
Maraş'ta 1862 tarihinden
itibaren Ermeniler isyan etmeye başladılar. Buradaki Ermenileri
Ruslar, Fransızlar, İngilizler ve Amerikalılar siyasi çıkarlarına
alet ettiler. I. Dünya Savaşı sırasında Maraş'taki Ermeniler
dış güçlerin tahrik ve teşvikiyle Osmanlı Devleti'ne karşı
isyan ettiler. Çanakkale Savaşlarının devam ettiği kritik günlerde
Türk askerini arkadan vurdular. İtilaf Devletlerinin işini
kolaylaştırmak için Türk halkına düşmanca davrandılar. Bu
arada ortaya çıkan Bozo Çetesi gibi eşkıyalık yapanları
desteklediler. Buna benzer sebeplerden dolayı isyan eden
Ermeniler 10 Nisan 1915 ten itibaren tehcire tabi tutuldular.
Anahtar Kelimeler
Maraş, Ermeni, zulüm,
İtilaf Devletleri,
ABSTRACT
After 1862, Armenians started to
rebel in Maraş. They were used by Russian, French, English and
American people for their political interests. During World War I,
Armenians rebelled with the provocation and encouraging of foreign
powers against the Ottoman State. In the critical days during the
Dardanels War, the Armenians fought the Turkish army. They treated
Turks antagonistically in order to provide facilities for Entente
Powers. Besides, they supported Bozo Çetesi which was a terror
group at that time. Because of such reasons, the rebellious
Armenians were compelled to migrate dating from 10th April 1915.
Menzil
Müfettişinin Fırat Menzil Müfettişliği'ne gönderdiği,
Onuncu Depo Alayı Birinci Tabur Kumandanının eşkıyanın
yakalanmasına göz yumduğu hakkındaki 16 Ocak 1918 tarihli
telgrafı. ATASE, klasör no 4218, dosya no 17, belge no 4.
ATASE, klasör no 4218, belge no.4-5.
Yıldırım Orduları Depo Kıtaatı Müfettişinin Antep'ten 12.
Ordu Kumandanlığı'na gönderdiği 21 .1. 1918. Tarihli yazısı.
ATASE, klasör no 4218, dosya no 67, belge no 4-2.
Key Words
Maraş, Armenians, oppression,
Entente Powers,
|
|